Skip to main content

Suriye Kadın Hakları Olmadan Başarısız Devlet Olma Riskiyle Karşı Karşıya[1]

Sajjan M. Gohel[2]
Çev.: Hêlîn Batar
Merve Yücetaş
Pelin Metin

Suriye’deki Esad rejiminin çöküşü, on yıldan fazladır süren savaşla parçalanmış olan ülkede çeşitli grupların kontrolü ele geçirmek için mücadele ettiği bir iktidar boşluğu yarattı. Bu gruplardan biri olan Heyet Tahrir el-Şam (HTŞ), özellikle Kuzeybatı Suriye’de öne çıktı. Başlangıçta El-Kaide’ye bağlı olan HTŞ, aşırılıkçı köklerinden uzaklaşmaya uğraşarak kendisini daha ılımlı ve yönetişim odaklı bir grup olarak sundu. Ancak HTŞ’nin reform taahhüdü, esas olarak kadınlara yönelik muamelesi ile sınanıyor. HTŞ, Devlet Başkanı Beşşar Esad’ın devrilmesinden önce bile İdlib’de kadınların kıyafeti, seyahati ve kamusal hayattaki rollerine dair sıkı kısıtlamalar ile kadın haklarına yönelik zalimce bir tutum[3] sergilemişti. Bu eylemler, grubun Suriye’ye yönelik uzun vadeli hedeflerine dair bir fikir veriyor ve ülkede kadın haklarının geleceği ile ilgili ciddi endişeler uyandırıyor.

Güvenlik, terörle mücadele ve kadın düşmanlığı arasında güçlü bir bağlantı olsa da bu durum uluslararası toplumun küresel güvenliğe karşı yaklaşımında sıklıkla göz ardı edilir. Kadın düşmanlığı yalnızca insan hakları ihlalleriyle sonuçlanmaz, aynı zamanda şiddetli aşırılıkçılığın ortaya çıkmasında ve yaygınlaşmasında kritik bir rol oynar. Kadın hakları göz ardı edildiğinde veya aktif olarak baskılandığında bu ihlaller sebebiyle oluşan daha geniş çaptaki toplumsal istikrarsızlık, terörizmin gelişmesine olanak sağlayan koşulları besler. Suriye ile ilgili ana soru, HTŞ’nin aşırılıkçı geçmişinden hakiki bir kopuş yaşayıp yaşamayacağı mı yoksa ülkenin bir başka gerici otoriter yönetime doğru sürüklenip sürüklenmeyeceğidir. HTŞ’nin yükselişine karşı uluslararası toplum, Suriye’de çoğulcu bir toplum oluşması ihtimalini güçlendirmek için yerel sivil toplumu ve güçlü kadın hakları savunuculuğunu önceliklendirmelidir.

Kadınların baskı altında tutulması tarihsel olarak yalnızca otoriter rejimlerin değil, iktidar boşluklarında ortaya çıkan aşırılıkçı grupların da bir özelliği olmuştur. Merkezî otoritenin çöküşü; sosyal, politik ve ekonomik istikrarsızlık ile bir araya geldiğinde genellikle kurumların, yasaların ve toplumsal normların çöküşünü de hızlandırır. Bu durum, kadın düşmanı ideolojilerin ve yapıların yeniden ortaya çıkması ve güçlenmesi için elverişli bir zemin yaratır. Aşırılıkçı gruplar; modernliğin veya Batı etkisinin sembolü olarak gördükleri kadınları, otoritelerini ve toplum üzerindeki kontrollerini pekiştirmek için hedef alır.

Modern tarih, denetimsiz bölgelerde faaliyet gösteren ve kadın düşmanlığını yapıtaşı hâline getirmiş zalim rejimler ve militan gruplarla doludur. Her seferinde uyarı sinyalleri göz ardı edilmiştir.

2021’de Taliban iktidarı yeniden ele geçirdiğinde değiştiğini iddia etmiş ve özellikle kadın hakları konusunda daha kapsayıcı olma vaadinde bulunmuştu. Fakat birkaç hafta içinde kadınların eğitimi, istihdamı ve medya özgürlüğüne yönelik katı kısıtlamaları4 yeniden yürürlüğe koydu. Benzer şekilde, 2014 yılında öne çıkan Irak ve Şam İslam Devleti (IŞİD), barış ve güvenlik vaat etmiş ancak sonrasında ülkeyi; aşırı şiddet, infazlar, kölelik ve kültürel yıkım ile yönetmişti. Grup, Ezidilere ve mürtet[5] olarak yaftaladığı Müslümanlara[6] karşı yaptığı soykırım sırasında tecavüzü bir silah olarak kullanmış[7], kadınları ve kızları kaçırıp köleleştirmiş ve topluluklarına dönenleri daha da damgalamıştı.

Devrim sonrası İran’da, lider Ayetullah Humeyni’nin rejimi başta özgürlük ve eşitlik sözü vermiş ancak kısa süre içinde görüşlerine meydan okuyan muhalif grupları, gazetecileri ve aktivistleri ortadan kaldırarak iktidarını pekiştirmişti.[8] Benzer şekilde Suriye’de, HTŞ’nin otoritesini tehdit eden kadın aktivistleri, gazetecileri ve insani yardım çalışanlarını hedef alması[9] hakiki bir reform yerine hâkimiyeti tercih ettiğine işaret edebilir.

2011’de Muammer Kaddafi rejiminin çöküşü Libya’da kaosa[10] yol açmış, kadın düşmanlığını ve toplumdaki ayrılıkları derinleştirmişti. Kadınlar Kaddafi rejimi altında bazı haklara sahipken sonrasında Libya, milis güçlerin dinin aşırı muhafazakâr yorumlamalarını dayatmasıyla özgürlüklerde gerilemelere şahit oldu. Suriye’de ise Esad rejiminin kadın hakları konusunda kaydettiği yüzeysel ilerlemeler[11], otoriter yönetim tarafından baltalandı ve iç savaş kadınları eskisinden de savunmasız[12] bir konuma itti.

Afganistan, Suriye ve Libya’daki gibi iktidar boşlukları, ataerkil ve aşırılıkçı ideolojilerin yükselmesine alan açar. Bu ideolojiler, geleneksel ve dinî normları istismar ederek kadınların yönetim ve karar verme mekanizmalarından dışlanmalarını meşrulaştırır. Böyle ortamlarda hukuki sistemlerin çöküşüyle cinsel saldırı, zorla evlendirme ve insan ticaretinin de dahil olduğu kadına yönelik şiddet[13] hızla artar ve kadın düşmanlığı kontrolsüz şekilde yayılır. Bu koşullar, kadın haklarını koruyan etkin kurumların yokluğunda, toplumsal cinsiyete dayalı şiddete göz yumulması ile kalmayıp onu normalleştiren bir atmosfer yaratır.

HTŞ, kadınların özgürlüklerini kısıtlama[14] konusundaki kararlılığını iktidara gelmeden çoktan göstermişti. İdlib’de kadınların kamusal alanda peçe takmak gibi mazbut bir biçimde giyinmesini zorunlu tutan katı bir kıyafet yönetmeliğini[15] yürürlüğe koymuş; yönetmeliğe uymayan kadınlara HTŞ’nin ahlak polisleri tarafından para cezaları, toplum önünde küçük düşürme ve gözaltı gibi yaptırımlar uygulamıştı. HTŞ, kadınların seyahat etmek ya da kamusal alanlara erişmeleri için yanlarında bir erkek vasinin[16] bulunmasını zorunlu kılan katı seyahat kısıtlamaları da getirmişti.

HTŞ, kadınların eğitimini desteklediğini iddia etse de uygulamaya gelince kadınların eğitime erişimini[17] büyük ölçüde kısıtlamaktadır. Kadınların eğitimi dinî konular ve ev işleri ile sınırlandırılmış, akademik ve mesleki gelişimleri için oldukça kısıtlı bir alan bırakılmıştır. Kadınların çalışma olanakları kız çocuklarına öğretmenlik yapmak ve sadece kadınlara açık alanlarda sağlık personeli olarak çalışmak gibi alanlarla sınırlıdır. Daha geniş istihdam fırsatlarının yasaklanmış olması, HTŞ’nin kadının birincil rolünün ev içinde olduğuna dair inancını destekler niteliktedir.

HTŞ’nin kadınların toplumsal rolleri konusundaki ideolojik duruşu oldukça açıktır: Kadınlar, anne ve bakım veren olarak hizmet etmek için yaratılmıştır ve bu hem toplumun hem de ailenin istikrarı için hayati öneme sahiptir. HTŞ’nin propagandası bu ideali vurgular; kendilerine belirlenen rollere sadık kalan, geleceğin askerlerini ve alimlerini yetiştiren kadınları yüceltir. Bu görüşe karşı çıkan ya da değişmesinden yana olan kadınlar acımasızca cezalandırılmıştır. Kadın aktivistler ve insani yardım çalışanları tacize, tutuklanmalara ve tehditlere maruz bırakılmıştır. Özellikle gebelik ve doğum sağlığı alanında hizmet veren insani yardım çalışanlarının saha ziyaretleri yapmaları engellenmiş[18], bu da sıcak çatışma bölgelerinde kadın ve çocukların mağduriyetlerini daha da artırmıştır.

HTŞ daha ılımlı, pragmatik, aşırılıkçı geçmişinden uzak ve yönetime odaklı yeni bir imaj oluşturmak için büyük çaba sarf etti. Grubun lideri Ebu Muhammed Colani yerel halklar ile uzlaşma ve kurumların yeniden inşası için umut vaat ederek kendini reformist biri olarak sunmaya[19] çalıştı. Ancak El-Kaide ile olan geçmişi ve HTŞ’nin şeriat temelli yönetime olan bağlılığı bu reformların samimiyeti ile ilgili şüphe uyandırıyor.

Colani, El-Kaide ile olan geçmiş ilişkisini önemsiz göstermeye çalışıyor olsa da 2013’te El-Kaide’nin lideri olan Eymen ez-Zevahiri’ye bağlılık yemini[20] etmeyi seçen kişinin de o olduğu unutulmamalı. HTŞ, nihayetinde El-Kaide ile olan bağlarını koparmış[21] olsa da Colani’ye HTŞ’yi yerel odaklı bir aktör olarak yeniden şekillendirmesini öğütleyen Zevahiri tarafından desteklenmişti. HTŞ, Suriyelilerin refahını öncelediğini iddia etmiş ve İdlib’de “Suriye Kurtuluş Hükümeti” adı ile kısmen etkin bir yönetim oluşturmak için çalışmıştı. Bununla birlikte, Zevahiri HTŞ’yi Batı’ya karşı saldırılar düzenlemekten vazgeçirmişti.[22] Gruba; önce gücünü artırmasını, Suriye devriminde kök salmaya odaklanmasını ve küresel cihattan önce yerel destek inşa etmeye yoğunlaşmasını öğütlemişti. Önemli bir nokta olarak Colani, Zevahiri’yi hiçbir zaman kınamadı. HTŞ, Levant (Doğu Akdeniz) Kurtuluş Heyeti anlamına gelir, bu da grubun hedeflerinin Suriye’nin ötesine uzanıyor olabileceğini göstermektedir.

Şu sıralarda, birçok Batılı devlet HTŞ’nin terör örgütü statüsünü yeniden gözden geçirmekte[23] ve ona yönelik yaptırımları kaldırmayı düşünmekte ancak bu devletler, kadın düşmanlığı ile terörün ne kadar iç içe olduğunu göz ardı etmektedir. Kadın haklarını ele almak yalnızca ahlaki bir zorunluluk değil, aynı zamanda terörle mücadele ve uluslararası güvenlik stratejilerinin ayrılmaz bir parçasıdır. Bu meseleler ne kadar uzun süre göz ardı edilirse aşırılıkçılığı besleyen kadın düşmanlığı, şiddet ve istikrarsızlık döngüsünü kırmak o kadar zorlaşır. Kurumsallaşmış boyun eğdirmenin cazibesi, toplumsal cinsiyete dayalı baskı ile şekillenen toplumlar içinde güç kazanan aktörleri kendine çeken bir çağrı işlevi görür.

HTŞ’nin bilinen kadın düşmanı görüşleri ve geniş çaplı stratejik amaçları[24] düşünüldüğünde uluslararası toplum, HTŞ’ye sağlayacağı maddi yardım ve destekleri, HTŞ’nin kadın haklarını koruyan reformları hayata geçirmesi şartına sıkıca bağlamalıdır. Bu reformlar, kadınların eğitim ve sağlık hizmetlerine erişimi ile toplumsal cinsiyete dayalı şiddetten korunmalarını da içermelidir. Ürdün ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi bölgesel aktörler, IŞİD’in Suriye’deki mevcut durumu istismar etmesini engellemek ve radikalizme karşı çıkabilecek güçleri desteklemek amacıyla güvenlik sektöründe reform yapmalı ve uyuşturucuyla –özellikle Esad’ın depoladığı captagon[25] adlı tehlikeli uyuşturucu maddenin ortadan kaldırılmasına yönelik– mücadele yürütmelidir.

HTŞ’nin İdlib’deki ve Suriye’nin ötesindeki etkisi, kökleşmiş kadın düşmanlığı ile pekişen otoriter yönetimin yeniden ortaya çıkması tehlikesini taşımaktadır. Uluslararası toplum, bu meseleleri göz ardı etmeye devam ederse Suriye, yönetimin çöküşüyle şiddetin ve kadınlara yönelik baskının normalleştiği Afganistan ve Libya gibi diğer başarısız devletlerin izinden gitme riskiyle karşı karşıya kalacaktır. Küresel terörle mücadele stratejilerinin, bu durumu önlemek için istikrar ve güvenliğin temel bir parçası olarak kadın haklarını öncelemesi gerekmektedir. Kadın düşmanlığı kültürel bir mesele değil, aşırılıkçılığın itici bir gücüdür. Uluslararası toplum, kadınları güçlendirerek Suriye’nin geleceğinin şiddet ve baskı ile şekillenmesini engelleyebilir. Yeni Suriye hükümeti, ancak terörü reddetmeyi, captagon ve kimyasal silah stoklarını imha etmeyi ve kadınlar ile azınlıkların haklarını koruma altına almayı kabul ederse tanınmalıdır. HTŞ’nin yasaklı bir terör örgütü olmaktan çıkarılması da bu koşullara göre değerlendirilmelidir.

 

 

[1] Metnin İngilizce orijinali için bkz. Sajjan M. Gohel, “Without Women’s Rights, Syria Risks Failed-State Status”, Foreign Policy, 19 Aralık 2024, 19 Ocak 2025 tarihinde erişilmiştir. <hts-syria-womens-rights-taliban-terrorism> Yayıncının ve yazarın izni ile çevrilmiştir (ç. n.)

[2] Sajjan M. Gohel, Asya-Pasifik Vakfı’nda uluslararası güvenlik direktörü ve Londra Ekonomi Okulu Kadın, Barış ve Güvenlik Merkezi’nde misafir öğretim üyesi ve araştırmacıdır. Ayrıca, Doctor, Teacher, Terrorist: The Life and Legacy of Al-Qaeda Leader Ayman al-Zawahiri [Doktor, Öğretmen, Terörist: El- Kaide Lideri Eymen ez-Zevahiri’nin Yaşamı ve Mirası] adlı kitabın yazarı ve NATO’s Counter-Terrorism Reference Curriculum’ın [NATO’nun Terörle Mücadele Referans Müfredatı] editörüdür

[3] The Independent International Commission of Inquiry on the Syrian Arab Republic, “Gendered Impact on the Conflict in The Syrian Arab Republic on Women and Girls”, 12 Haziran 2023, 20 Ocak 2025 tarihinde erişilmiştir.
<https://www.ohchr.org/sites/default/files/documents/hrbodies/hrcouncil/ coisyria/policypapersieges29aywar/2023-06-12-Gendered-impact-women- girls-%20Syria.pdf>

[4] Heather Barr, “The Taliban and the Global Backlash Against Women’s Rights”, 6 Şubat 2024, 20 Ocak 2025 tarihinde erişilmiştir. <https://www.hrw. org/news/2024/02/06/taliban-and-global-backlash-against-womens-rights>

[5] İslam dinini terk eden, başka dine dönen kimseler için kullanılan fıkıh (İslam hukuku) terimi. Mürtet olmanın yasal cezasının ölüm olduğu ülkeler olsa da cezanın uygulanması oldukça nadirdir. Günümüzde ise bu kişiler çoğunlukla El-Kaide ve IŞİD gibi cihatçı ve tekfirci örgütler tarafından yargısız infazlarla hedef alınmaktadır. (ç.n.)

[6] Human Rights Watch, “Iraq: Women Suffer Under ISIS”, 5 Nisan 2016, 20 Ocak 2025 tarihinde erişilmiştir. <https://www.hrw.org/news/2016/04/06/ iraq-women-suffer-under-isis>

[7] Network for Investigatiın and Prosecution of Genocide, Crimes Against Humanity and War Crimes, “The prosecution at national level of sexual and gender-based violence (SGBV) committed by the Islamic State in Iraq and the Levant (ISIL)”, Haziran 2017, 20 Ocak 2025 tarihinde erişilmiştir. <https:// www.eurojust.europa.eu/sites/default/files/Partners/Genocide/2017-07_ Prosecution-at-national-level-of-sexual-and-gender-based-violence_EN.pdf>

[8] Iran: Consolidation and Repression”, Strategic Survey 83 (1), 1982, s. 79-
84, 20 Ocak 2025 tarihinde erişilmiştir. <https://www.tandfonline.com/doi/ abs/10.1080/04597238208460584>

[9]  "عوائق وتحديات تضاعف معاناة الصحافيات السوريات في مناطق سيطرة المعارضة”,عمر يوسف”
,21 Mayıs 2023, 20 Ocak 2025 tarihinde erişilmiştir. <https://www.aljazeera.net/women/2023/5/21/عوائق-وتحديات-تضاعف-معاناة-الصحافيات

[10] Igna Kristina Trauthig, “‘This is the fate of Libyan women:’ contempt, ridicule, and indifference of Seham Sergiwa”, Conflict, Security & Development 24 (2), 2024, s. 149-173, 20 Ocak 2025 tarihinde erişilmiştir. <https://www. tandfonline.com/doi/pdf/10.1080/14678802.2024.2334832>

[11] Human Rights Watch, “A Wasted Decade: Human Rights in Syria during Bashar al-Asad’s First Ten Years in Power”, 16 Temmuz 2010, 20 Ocak 2025 tarihinde erişilmiştir. <https://www.hrw.org/report/2010/07/16/wasted-decade/ human-rights-syria-during-bashar-al-asads-first-ten-years-power>

[12] Lynn Welchman, “Gendered impact of the conflict in the Syrian Arab Republic on women and girls”, 12 Haziran 2023, 20 Ocak 2025 tarihinde erişilmiştir. <https://www.ohchr.org/en/statements-and-speeches/2023/06/ gendered-impact-conflict-syrian-arab-republic-women-and-girls>

[13] Ashley Binetti, “A New Frontier: Human Trafficking and ISIS’s Recruitment of Women from the West”, Information2Action, the Georgetown Institute for Women, Peace & Security, 2015, 20 Ocak 2025 tarihinde erişilmiştir. <https:// giwps.georgetown.edu/wp-content/uploads/2017/10/Human-Trafficking- and-ISISs-Recruitment-of-Women-from-the-West.pdf>

[14] Syrians for Truth and Justice, “Silenced and Defamed: Women’s Organizations in North-Western Syria Under Many Layers of Oppression”, 12 Ocak 2024, 20 Ocak 2025 tarihinde erişilmiştir. <https://stj-sy.org/en/silenced- and-defamed-womens-organizations-in-north-western-syria-under-many- layers-of-oppression/>

[15] United Nations Human Rights Council, “Report of the Independent International Commission of Inquiry on the Syrian Arab Republic”, 8 Şubat 2022, 20 Ocak 2025 tarihinde erişilmiştir. <https://documents.un.org/doc/ undoc/gen/g22/251/52/pdf/g2225152.pdf?OpenElement>

[16] Madeline Edwards ve Mohammad Abdulssattar IbrahiAlm, “Widows in Syria’s Idlib told to move in with male guardian”, 15 Aralık 2017, 20 Ocak 2025 tarihinde erişilmiştir. <https://www.middleeasteye.net/news/widows- syrias-idlib-told-move-male-guardian>

[17] Mouneb Taim, “Syrian jihadist group HTS accused of blocking married women from studying”, 3 Eylül 2023, 20 Ocak 2025 tarihinde erişilmiştir.
<https://www.al-monitor.com/originals/2022/08/syrian-jihadist-group- hts-accused-blocking-married-women-studying?token=eyJlbWFpbCI6Im hlbGluYmF0YXJAZ21haWwuY29tIiwibmlkIjoiNTEyNzAifQ%3D%3D& utm_medium=email&utm_campaign=Ungrouped%20transactional%20
email&utm_content=Ungrouped%20transactional%20email+ID_04bbc70e- d723-11ef-8394-89e0b7356060&utm_source=campmgr&utm_ term=Access%20Article>

[18] U.S. Department of State, “2023 Country Reports on Human Rights Practices: Syria.”, 2023, 20 Ocak 2025 tarihinde erişilmiştir. <https://www. state.gov/reports/2023-country-reports-on-human-rights-practices/syria/ >

[19] Radio Canada International, “Who is Abu Mohammed Al-Golani, the prominent Syrian rebel leader?”, 10 Aralık 2024, 20 Ocak 2025 tarihinde erişilmiştir. <https://ici.radio-canada.ca/rci/en/news/2125753/who-is-abu- mohammed-al-golani-the-prominent-syrian-rebel-leader>

[20] “Syria crisis: Al-Nusra pledges allegiance to al-Qaeda”, 10 Nisan 2013, 20 Ocak 2024 tarihinde erişilmiştir. <https://www.bbc.com/news/world-middle- east-22095099>

[21] Ray Sanchez ve Paul Cruickshank, “Syria’s al-Nusra rebrands and cuts ties with al-Qaeda”, 1 Ağustos 2016, 20 Ocak 2025 tarihinde erişilmiştir. <https:// edition.cnn.com/2016/07/28/middleeast/al-nusra-al-qaeda-split/index.html>

[22] “Al-Qaeda ‘orders Syria’s Al-Nusra Front not to attack West’”, 28 Mayıs 2015, 20 Ocak 2025 tarihinde erişilmiştir. <https://www.bbc.com/news/world- middle-east-32913509>

[23] Charles Hymas, “Syrian rebels may be removed from UK terrorist list”, 9 Aralık 2024, 19 Ocak 2025 tarihinde erişilmiştir. <https://www.telegraph. co.uk/politics/2024/12/09/syrian-rebels-may-be-removed-from-uk-terrorist- list/>

[24] Aaron Y. Zelin, “How Syria’s ‘Diversity-Friendly’ Jihadists Plan on Building a State”, 3 Aralık 2024, 19 Ocak 2025 tarihinde erişilmiştir. <https:// www.washingtoninstitute.org/policy-analysis/how-syrias-diversity-friendly- jihadists-plan-building-state>

[25] Fenetillin tıbbi adlı, yüksek düzeyde bağımlılık yapan ve çoğunlukla silahlı kişilerce kullanılan uyuşturucu madde. Küresel arzın %80’ini karşılayan Suriye, dünyanın en büyük captagon üreticisi ve ihracatçısı kabul edilir. Beşşar Esad ve ailesi de dahil olmak üzere Suriye hükümeti ve ordusunun özellikle Suriye İç Savaşı (2011-2024) süresince captagon ticareti yaptıkları ortaya çıkarılmıştır. (ç.n.)

Turkish