Melisa Gençgül
Sıla Gündoğdu
Su Doğa Şahan
Zeynep Kurt
Ortadoğu, tarih boyunca birçok uygarlığın yaşadığı, farklı dinlerin, mezheplerin ve kültürel geleneklerin bir arada var olduğu bir coğrafyadır. Hıristiyanlık, Yahudilik ve İslamiyet’in tarihsel köklerinin bulunduğu, çokkültürlü imparatorluklara ev sahipliği yapmış Ortadoğu; siyasi, dinî ve kültürel bakımdan zengin bir mirasa sahiptir. Bölgede bugün de Müslüman, Hıristiyan, Yahudi; Kürt, Arap, Türk ve Fars gibi birçok farklı inanç, etnisite ve kimlik bir arada yaşar ve hem tarihsel geçmişi hem de güncel yapısıyla büyük bir çeşitliliği içinde barındırır.
Ortadoğu’nun çokkültürlü yapısı nedeniyle, kadınların toplumsal konumu ve haklarına dair yekpare bir anlatı sunmak mümkün değil. Ortadoğu’daki kadınların deneyimleri; yaşadıkları ülkenin siyasal yapısı, ekonomik durumu, rejim türü, hukuki sistemleri ve toplumsal normları, küresel güç dengeleri ve bölgesel istikrarsızlıklar gibi birçok etkenle birlikte şekillenir. Üstelik merkezî otoritenin zayıf olduğu ülkelerde kadınların toplumsal konumu, yerel aktörlerin ve toplulukların yaklaşımına göre özellikle şehir merkezleri ile taşra arasında ciddi farklılıklar gösterebilir. Çatışmaların devam ettiği ve vekâlet savaşlarının yürütüldüğü, paramiliter yapıların etkili olduğu bölgelerde kadınların gündelik yaşamının daha güvencesiz olduğu söylenebilir.
Ancak bu bölgelerden gelen verilerin sınırlı olması ve dil bariyeri nedeniyle ilk elden tanıklıklara erişemediğimiz için bu bölgelerde yaşayan kadınların toplumsal konumuna dair bütünlüklü bir tablo çizmek mümkün değil.
Ortadoğu gibi farklı kültürel dinamiklerin hâkim olduğu, sosyo-politik gelişmelerin sürekli değiştiği ve toplumsal ilişkileri etkilediği geniş bir coğrafyada kadınların toplumsal konumunu bütünüyle ele almak kolay değil. Bu nedenle bu yazı yalnızca Ortadoğu coğrafyasındaki Müslüman kadınların toplumsal konumuna odaklanmıştır. Bu konu, kadınların temel haklara erişimi; aile yapısının, evliliğin ve cinselliğin toplumun kadına bakışını nasıl şekillendirdiği; kadına yönelik şiddetin hem özel hem de kamusal alanda bir baskı ve denetim aygıtı olarak nasıl işlediği olmak üzere üç başlık altında ele alınmıştır.
Ortadoğu’da Kadınların Temel Hakları
Ortadoğu’da kadınların toplumsal konumunu anlamak için ilk olarak kadınların temel haklara erişimine bakabiliriz. Öncelikle kadınların kamusal alandaki görünürlüğü açısından önemli olan örtünme konusunu ve örtünmenin hem bireysel hem toplumsal boyutta nasıl bir yere sahip olduğunu inceleyebiliriz. Daha sonra eğitim ve çalışma hakları, medeni haklar, siyasi haklar şeklinde başlıklara ayırdığımız temel haklara bakarak kadınların kamusal alandaki varlığına dair fikir edinebiliriz.
• Örtünme
Ortadoğu’daki farklı koşullara rağmen bölgedeki kadınlar için ortak ve önemli bir konu olan örtünme; başörtüsü, çarşaf, peçe, burka[1] ve abaya[2] gibi farklı çeşitleriyle karşımıza çıkar. Hangi örtünme çeşidinin daha yaygın olduğu ülkeden ülkeye hatta yıllara göre değişebilir. Örneğin, 2000’li yıllarda Afganistan’da burka oldukça sık görülürken son yıllarda abaya daha çok tercih edilir.[3] Abaya kullanımı aynı zamanda Suudi Arabistan, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri gibi körfez ülkelerinde de yaygındır.[4] Örtünmek, kadınların kendi tercihi olabileceği gibi aile, toplum, devlet gibi çeşitli yapıların baskısı sonucu yerine getirilmesi gereken bir zorunluluk da olabilir. Seçeneksizlik, gelenekler, toplumsal baskı gibi mekanizmalar örtünmeyi sadece bireysel bir tercih olmaktan çıkarır. Bir kadının kendi tercihiyle örtünmesini, kadının dinî inancıyla veya parçası olduğu toplumun geleneklerine duyduğu bağlılıkla açıklayabiliriz. Geleneksel ve toplumsal açıdan örtünme, saygınlık ve mahremiyet göstergesi olup aynı zamanda aile onurunu korumak için kadından beklenen bir pratiktir.[5]
Ortadoğu’da devletlerin örtünmeye karşı bakış açıları hem benzerlikler hem de farklılıklar gösterir. Yasal açıdan örtünme İran ve Afganistan’da zorunludur. İran’da yasalarla belirlenen şekilde örtünmeyen kadınlar ağır para ve hapis cezalarıyla karşılaşır, ayrıca kamusal alanlara erişimleri kısıtlanır. Afganistan’da 2021 yılında yönetime el koyan Taliban, kadınların kamusal alanlarda yüzlerini kapatmaları ister ve buna uymayan kadınların erkek akrabaları cezai yaptırımlara maruz kalır.[6] Bu durum, kurallara uymamanın sadece kadınların suçu olarak görülmediğini ve ailedeki kadınların devletin istediği şekilde örtünmesinin erkekler tarafından kontrol edilmesinin beklendiğini gösterir. Devletlerin örtünme konusunda hem kadınları hem de ailelerini etkileyen kararı ve uyguladığı yaptırımlar, kadınların özgürlüklerini sınırlar ve kadınların kamusal alanlardaki görünürlüklerinin kısıtlanmasına sebep olur.
Ortadoğu’da bazı ülkelerde buna dair yasal düzenlemeler olmasa da kadınların örtünmesi gündelik hayatın alışılmış bir parçası olarak görülür. Kadınlar, onlardan beklenen şekilde örtünmediğinde hapis veya para cezasıyla karşılaşmasa bile toplumsal baskı ve eleştirilere maruz kalır. Bu, kadınların kamusal alanda var olabilmek için kendi rızaları dışında örtünmesini gerektirir. Örneğin, Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ın yaptığı bir açıklamaya göre Suudi Arabistan’da yasal bir zorunluluk olmamasına rağmen kadınlardan saygın ve geleneklere uygun şekilde giyinmesi beklenir.[7] Ülkede yaygın örtünme biçimlerinden olan abaya, bu beklentiyi karşılamak için elverişli görülür. Krallık tarafından bu şekilde bir açıklama yapılması kadınların örtünmesi konusunda toplumun fikirlerini daha meşru ve baskıcı hâle getirir. Bu örnekte de gördüğümüz gibi, yasalarda örtünmeye dair bir düzenleme olmasa bile devletin ve toplumun örtünme hakkındaki görüşleri kadınların kamusal alana erişimleri için örtünmeyi bir nevi ön koşul hâline getirir.
• Eğitim ve Çalışma Hakları
Eğitim ve çalışma gibi temel haklara erişim birbiriyle oldukça bağlantılıdır. Kadınların eğitim hakkını kullanmaları; akademik bilgi ve mesleki beceriler edinmeleri, sahip olunması gereken diğer haklar hakkında bilinç kazanmaları, ekonomik bağımsızlığa ulaşmaları gibi konularla doğrudan ya da dolaylı olarak ilişkilidir. Ortadoğu ülkelerinin çoğunda ilk ve ortaöğretim seviyesinde eğitimde cinsiyet eşitliğinin sağlandığını görürüz.[8] Bu eşitliği henüz sağlayamayan Yemen ve Afganistan gibi ülkelerde kızlar, kırsal kesimlerde eğitim olanaklarına, çatışma bölgelerinde ise eğitim hakkına erişemez. Pek çok Ortadoğu ülkesinde yasalarla güvence altına alınan eğitim hakkının yükseköğretimdeki etkisini, kadınların üniversitelere yaptığı kayıt sayısının ve eğitimdeki cinsiyet eşitliğinin giderek arttığını gösteren güncel veriler yardımıyla anlayabiliriz.[9] Bu verilere göre istisnai durumlar hariç Ortadoğu’nun genelinde kadınların eğitime erişimleri artmıştır.
Eğitim hakkının kullanılması bireysel açıdan önemli olduğu kadar toplumsal açıdan da önemlidir. Kadınların eğitim alması bir ülkenin ekonomik kalkınmasına ve ülkedeki istihdama katkıda bulunur, toplumdaki cinsiyet eşitsizliğinin azalmasını sağlar. Eğitim ve çalışma hakkı arasında gözden çıkarılmaması gereken bir bağlantı vardır: Kadınların eğitimini tamamlayıp diploma alması istihdam şansını artırır ancak tek başına yeterli değildir. Ortadoğu’nun genelinde kadınların iş hayatına katılma oranları dünyanın geri kalanına göre oldukça düşüktür.[10] Diplomalı kadın sayısında artış, kadınların iş hayatında yer bulmalarıyla doğru orantılı değildir. Toplumda kadının evde kalıp çocuklarına bakması beklentisi ve iş imkânlarının hem ev hayatını hem de iş hayatını aynı anda yürütebilecek kadar esnek olmaması gibi faktörler kadınların istihdama katılımını olumsuz etkiler. Özellikle ev içinde kadınlardan beklenen işler ve çocuk bakımı gibi çalışma koşullarına uyum sağlamayı zorlaştıran faktörler eğitim almış olsalar bile kadınların iş hayatına katılımını güçleştirir.
Ortadoğu’nun genelinde, kadınların istihdam oranı düşük olsa da bazı olumlu örnekler mevcuttur. Örneğin, ülkelerdeki 15 yaş üzeri kadın nüfusuna baktığımızda; Katar yüzde 63, Birleşik Arap Emirlikleri yüzde 54, Kuveyt ise yüzde 49 ile kadın istihdamında öne çıkan Ortadoğu ülkeleri arasındadır.[11] Ayrıca çalışan kadın nüfusun arttığı ülkelerde iş hayatının sorunsuz ilerleyebilmesi için önlem alan ülkeler vardır. Kuveyt ve Lübnan’da kadınları iş yerinde cinsel tacizden korumaya yönelik yasalar ve Bahreyn’de eşit işe eşit ücret anlayışının yaygınlaşması bunlara örnektir.[12]
• Medeni Haklar
Medeni hakların varlığı; evlilik, boşanma, miras gibi konularda kadınlara eşit vatandaşlık hakkı sağlanması ve kadınların hem bireysel hem toplumsal ilişkilerde güvencesiz kalmaması açısından önemlidir. Ortadoğu’da kadınların medeni haklara erişimini incelerken evlilik yaşı, dinî nikah, boşanma hakkı, miras hakkı gibi başlıklara bakabiliriz. Ortadoğu’da kadınların medeni haklara erişimi ülkeden ülkeye farklılık gösterir. Örneğin, Kuveyt çocuk evliliklerini önlemek amacıyla 2025 yılında evlilik yaşını 18’e çıkarmıştır.[13] Irak ise 2025 yılında yapılan düzenlemelerle dinî otoritelerin etkisini genişleterek evlilik yaşını 9’a kadar düşürmeyi tasarlamıştır.[14] Irak’taki düzenleme temel insan hakları açısından oldukça endişe verici olması nedeniyle uluslararası toplumda geniş çaplı itirazlara neden olmuştur ve tepkiler sonucu evlilik yaşı 15’e düşürülmüştür. Ortadoğu’daki çocuk evliliklerinde dinî nikah kullanılarak aileler tarafından evliliklerin gizlendiği durumlar mevcut. Evlilik yaşı yasalarla düzenlense dahi dinî nikah, çocuk yaşta evliliklerin önünü açarak ve bu evliliklere toplumsal meşruiyet kazandırarak temel insan haklarını ihlal eder.
Boşanma hakkına baktığımızda ise pek çok ülkede geçerli olan talak[15] sistemini görürüz. Talak sistemine göre erkekler mahkemeye başvurmaya gerek kalmadan belgesiz, tek taraflı boşanabilir ancak kadınlar bu haktan yararlanamaz. Kadınlar boşanmak için mahkemelere başvurduğunda masraflı ve hukuken uzun süreçlere katlanmaları gerekir. Boşanmanın ardından velayet ve nafaka hakkı konularında da hak ihlalleriyle ve zorluklarla karşılaşırlar. Boşanma süreci ve sonrasında kendilerinin ve çocuklarının yaşayabileceği zorluklar, ailelerinden ve toplumdan gelecek baskılar nedeniyle kadınlar, evliliklerini devam ettirmek zorunda kalabilir. Veriler, Ortadoğu’da eğitim seviyesinin arttığı ülkelerde boşanma seviyelerinin de arttığını gösterir.[16] Eğitim seviyesinin artmasıyla kadınların boşanma haklarına dair bilinçleri artmış ve kadınlar boşanmaya dair toplumdaki önyargıları daha kolay reddedebilir hâle gelmişlerdir.
Miras hakkına baktığımızda Ortadoğu’da çoğu ülkede İslam hukukunun uygulandığını görürüz. İslam hukukuna göre kadınlar genellikle, ölen kişiye eşit seviyede yakınlıkları bulunsa bile mirastan erkeklerin aldığı miktarın yarısı kadar alabilirler.[17] Miras hakkı; toplumsal eşitliğin sağlanabilmesi, kadınların kendilerini ekonomik güvence altına alabilmesi ve ailelerinde erkeklerle eşit konumda görülebilmesi açısından önemlidir. Güncel verilere göre Ortadoğu’da İsrail dışında kadınlara ve erkeklere eşit miras hakkı tanıyan başka bir ülke yoktur.[18]
• Siyasi Haklar
Kadınların bir başka temel hak olan siyasi haklarını kullanabilmeleri, bir ülkedeki demokrasinin ve ülkedeki kurumların ne kadar adil şekilde işlediğinin bir ölçütüdür. Bir ülkenin siyasal yaşamında kadınlara alan açılmadığında, ülkede uygulanan cinsiyete dayalı politikaların kadınların ihtiyaçlarını karşılamadığı, ekonomik ve sosyal kalkınmanın gereken şekilde gerçekleşmediği gözlemlenir.[19]
Siyasi hakları; seçme hakkı, seçilme hakkı ve kadınların siyasi temsiliyet hakkı şeklinde inceleyebiliriz. Seçme ve seçilme hakkı hem ülkede yapılan seçimlerde oy kullanarak ülkenin geleceğinde söz sahibi olmak hem de aday olup seçilerek ülke siyasetinde aktif rol oynamak açısından kadınların eşit vatandaş olarak görülmelerinin önemli bir parçasıdır. Kadınların eşit vatandaş olarak görülmesi ülkedeki adalet, özgürlük, demokrasi gibi kavramlarla doğrudan ilişkilidir. Güncel veriler Ortadoğu ülkelerinin neredeyse tamamında kadınların oy kullanabildiğini gösterir.[20] Suudi Arabistan, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri’nde ise ne kadınlar ne de erkekler ulusal düzeyde oy hakkına sahiptir yani genel seçim olmadığı için halk sandığa gitmez. Birleşik Arap Emirlikleri gibi ülkelerde belirli sayıda seçmenle kısmi seçimler gerçekleştirilir.
Kadınların seçilip siyasete katılması onların devlet politikalarında aktif söz sahibi olmasını sağlayacağından seçilme hakkı oy kullanma hakkı kadar önemlidir. Ortadoğu’da kadınların seçilme haklarının artması yönünde politikalar mevcut. Örneğin, Tunus ve Cezayir’de siyasi partilerin seçim adaylarının yüzde 50’si kadın olacak şeklinde bir kota düzenlemesi vardır.[21] Ancak bu düzenlemelere rağmen bölge geneline baktığımızda pratikte işlemeyen durumlar vardır. Siyasi partilerde erkeklere öncelik tanınması, toplumun kadınların adaylığına ilişkin olumsuz görüşleri, kadınlara sadece kota doldurmak için alan açılması ancak siyasette aktif olamamaları bu durumlara örnektir.
Seçilen kadınların temsiliyetine baktığımızda çoğu ülkede kadınların aile ve sosyal hizmetler bakanlıklarına sıkıştığını yani temsiliyetlerinin daha sınırlı bir alanda olduğunu görürüz. Kadınların seçilme haklarını kullanabilmesine rağmen ülke siyasetinde aktif söz üretebileceği alanlarda var olması Ortadoğu’daki pek çok ülkede kısıtlıdır ancak bu konuda farklı tavır sergileyen ülkeler de mevcut. Örneğin, Birleşik Arap Emirlikleri’nde kadınlar parlamentoda yüzde 50 oranla temsil edilir ve farklı bakanlıklarda görev yaparlar.[22] Ülkedeki oy kullanımı devlet tarafından belirlenen sınırlı sayıda seçmenle gerçekleşse de kadınların temsiliyetinin artırılması ve belli bakanlıklara sıkıştırılmaması devletin farklı bir tavır sergilediğini gösterir.
Ortadoğu’da kadınların toplumdaki konumlarını ve kamusal alanlardaki görünürlüklerini incelemek için temel haklara erişimlerine baktığımızda ülkelerdeki farklı tabloları görürüz. Veriler çoğu ülkenin zaman içinde kadınların eşit vatandaş olarak görülmesi yönünde politikalar uyguladığını gösterse de bölgenin geneli için bu konuda alınacak uzun bir yol var.
Ortadoğu’da Aile, Evlilik, Cinsellik
Aile ve akrabalık bağları sadece sosyal değil aynı zamanda siyasi ve iktisadi ilişkilerdir. Aile toplumun bu alanlarından hem etkilenir hem de onları etkiler. Yani aile; din, kültür, ekonomi, ideoloji, siyaset ve gündelik hayat pratiklerini şekillendirir. Ailede bu pratikler gerçekleştirilir, öğrenilir, öğretilir ve dolayısıyla yeniden üretilir. Bu bağlamda Ortadoğu’daki aile yapısını anlamak için bölgeyi etkileyen kültür, ekonomi, din, ideoloji gibi olguları incelemek gereklidir.
Ortadoğu çokkültürlü ve yerel koşullar ile birbirinden oldukça ayrışan birçok bölgeyi tanımlasa da bu bölgelerdeki aile yapısı kimi yönleriyle oldukça benzeşir. Pınar İlkkaracan’a göre Ortadoğu toplumlarını birleştiren ve aile yapısını tanımlayan unsur kadın bedenine olan yaklaşımdır.[23] Ataerkinin kendini gösterme biçimi değişiklik gösterse de kadın bedeni üzerinde kurulan tahakküm, Ortadoğu’da cinselliğin, ailenin ve toplumsal hayatın kurucu öğelerinden biridir. Bu yaklaşıma göre kadınların bedenleri, onların özerk varoluşlarının bir uzantısı değildir. Kadınların bireysel varoluşlarından ziyade aile ve toplum içinde üstlendikleri rol ve temsil ettikleri değerler ön plandadır. Bu yüzden de bedenleri bu temsillerin bir uzantısıdır. Aile, toplum ya da aşiret hem fiziki hem sembolik olarak kadın bedeni üzerinde kontrol iddia eder. Namus kavramı ailenin değerini tanımlar ve anlamı cinsiyetler için farklılaşır. Erkekler için yiğitliği ve ailesinin ihtiyaçlarını karşılayabilmesini imlerken kadınlar için namus, evli olmayan kadınların bekâretini, evli olanlarınsa sadakatini imler.[24] Bu durumun kaynağı, Ortadoğu’daki baba merkezli aile kurumu, ataerkil yapı ve dinin rolü ile açıklanabilir.[25] Ortadoğu’da ailenin özellikleri genel itibarıyla patrilinearity (babasoyluluk) ve patrilocality (babayerlilik) ile açıklanabilir. Endogaminin (belirli bir sosyal grubun kendi içinde evlenmesi) yaygın olduğu görülür.[26] Babasoyluluk, soyun babadan geçtiğini, dolayısıyla ailenin sahibinin ve sorumlusunun baba ve erkek çocuklar olduğunu belirtir. Babayerlilik ise evlenen çiftlerin erkeğin ailesinin hanesine veya onların çevresine yerleşmesini ifade eder. Aile yapısının bu iki özelliği sayesinde erkek çocuklar babalarından aldıkları soyu kendi evlerinde devam ettirirler.
Kırsalda ev dışında ve içinde işgücü, şehirlerde ise bakım emeği ailenin varlığını sürdürmesi için ihtiyaç duyulan emek biçimleridir. Her iki durumda da kadın ücretsiz emeğini erkeğe ve erkeğin ailesine sunar ve evlenerek katıldığı aileye nüfus ve güç sağlar. Bu durum, dışarıdaki eşitsiz toplumsal cinsiyet ilişkilerini evlilik içine taşır, eşler arasında hiyerarşik ve eşitsiz bir ilişki oluşturur. Bu, evliliklerin içinde bir gerilim unsurudur. Evliliklerin devamlılığı için kadınlara sadık ve itaatkâr olmaları öğütlenir. Evliliklerin sürmesini, devamlılığını sağlamakta çiftlerin aileleri de rol oynar. Yeni evlenen çiftin aileleri birbirlerini önceden tanıyorsa, bu ilişkiler evliliğin devamı için bir baskı unsuru olarak işlevlenir. Dolayısıyla aile içi evlilikler, eşitsiz kurulmuş evlilik kurumunun devamlılığını sağlayan mekanizmalardan biridir.
Evlenen kadının, eşinin ailesine ve evine sunduğu emek ve fayda çokeşliliği de erkekler için çekici hâle getirebilir. Kadınlar için yasak olan çokeşlilik erkekler için İslam’a göre belli koşullara bağlanmış ve sınırlandırılmıştır: Müslüman bir erkek bütün eşlerine eşit davranmak koşuluyla dört kişi ile evlenebilir.[27] Ancak hem bu kuralın uygulanış biçimi hem de kültürel olarak çokeşliliğe yaklaşım oldukça değişkendir. Öte yandan çokeşlilik, ahlaki durumun ötesinde kadınlar için yeni bir tahakküm biçimi de yaratır ve kadının evin içindeki ikincil rolünü pekiştirir. Hz. Muhammed’in, kızı Hz. Fatma ile Hz. Ali evlenirken bu evliliğin tekeşli olmasını şart koşması, dinin izin verdiği çokeşliliğin eşitsizlik yarattığını kanıtlar.[28]
Çokeşli evlilikler haricinde erkeklere cinsel özgürlük alanları açan farklı uygulamalar da oldukça meşru ve yaygındır. Örneğin erkeklerin ücret karşılığında ve kısa süreli şekilde kadınlarla evlenmesi anlamına gelen muta nikahı, özellikle 20. ve 21. yüzyılda fuhuşun dinî kurallarla yeniden çerçevelendirildiği bir durum yaratmaktadır. Kimi Müslümanlar tarafından bu uygulama dinin siyasi kurumlarca yozlaştırılması olarak yorumlansa da özellikle İran, Sudan gibi ülkelerde muta nikahlarında artış olduğu bilinmektedir.[29] Bu tip uygulamaların kadınlar üzerinde yarattığı baskılardan biri kadınların eylem alanlarının sınırlı olmasıdır. Kadınların evlilik içi tecavüz, şiddet karşısında herhangi bir yardıma başvurmaktan veya boşanmaktan geri durması, kocaları evlilik dışı ilişki yaşasa bile onlardan boşanamayacak olmaları, kendilerinin evlilik dışı bir ilişki yaşadığı şüphesinde dahi kocaları tarafından öldürülme tehlikesi Türkiye dahil olmak üzere, çeşitli bölgelerde karşılaşılabilir durumlardır.[30]
Aile kurumunun ve cinselliğin kurgulanış biçiminin iki cinsiyet için de çelişkili bir tablo yarattığını söylemek mümkündür. Cinsellik, erkekler için kimi uygulamalarla özgür bir alan gibi görünse de hâlâ denetim altındadır, kadınlar içinse yasaklar bütünü hâline gelmiştir. Birçok inanç sisteminde olduğu gibi Müslüman Ortadoğu coğrafyasında da genel yargı, erkeklerin rasyonelliğin, aklın ve kontrolün; kadınlarınsa kaosun, düzensizliğin ve duygusallığın sembolü olduğudur.[31] Ancak İslamiyet’in bu basit tasvirin ötesinde kadın ve erkeğe dair “açık teori” ve “örtük teori” olarak adlandırılabilecek birbiriyle çelişkili iki teorisi vardır. Açık teori, Freud gibi batılı teorisyenlerin de desteklediği ve bugün ana akım olan teoridir: erkeklerin “avcı”, aktif özneler olduğu; kadınlarınsa “av”, pasif nesneler olduğu bir cinselliği tasvir eder.[32] Öte yandan bu teoriyi içselleştirmiş toplumlarda Müslüman toplumların aksine örtünme gibi pratiklerin yaygın olmadığını da görürüz, bu teoride kadın pasif olduğundan tehlike unsuru değildir. Öte yandan Gazali’nin savunduğu kadının cinsellikte aktif olan, erkeği baştan çıkaran fitne unsuru olduğu örtük teoride, kadının fitnesinden korunmak için onun kamusal alanla ilişkisini en aza indirmek, örtünmesini sağlamak gibi dış mekanizmalara ihtiyaç vardır.[33] Kadın cinsel anlamda ister av ister avcı olarak tanımlansın, her iki teoride de kadınların erkeklerle kurduğu ilişkinin şeytani bir özü olduğuna vurgu yapılır. Kadın entrikacı ve kurnazdır, çekiciliğini kullanarak erkekleri kandırır. Fitne kelimesinin iki anlamı da bu bakışı açıklar, kelime hem kadın güzelliğini hem de bu kurnaz ve şeytani tavırdaki kadını anlatır.[34] Kadın cinselliğine dair birbirine taban tabana zıt iddiaları olan bu iki teorinin de özünde kadın düşmanı bir bakış açısı vardır ve kadınla- rın toplumsal konumunu ikincilleştirmede ikisi de işlevlidir. Örtük teori aracılığıyla kadının doğası gereği barındırdığı riskler sebebiyle kamusal alandan çekilmesi talep edilirken, açık teori ise kadınların yetersizliği ve pasifliği vurgulanarak özel alanın babasoylu olması meşrulaştırılır.
Kadın cinselliğinin algılanış biçimi; ailenin yapısını, kadın bedeni üzerindeki tahakkümü, kamusal alanda kadınların varoluşunu ve sosyalleşme biçimlerini belirleyen ana unsurdur. Ortadoğu toplumlarında yaygın İslamiyet anlayışı, oldukça çelişkili bir kadın cinselliği tanımlar: kadınlar hem aktif hem pasif hem şeytani hem de ehlileştirilebilirdir. Sadakat ve namusun sembolü olan kadınlar, eşlerinin veya babalarının bir uzantısı olarak görülürler ve onların ailelerine bakım emeği verir, ailelerin devamlılığını sağlarlar.
Ortadoğu’da Kadına Yönelik Şiddet
Ortadoğu’da kadınların toplumsal konumunu anlayabilmek için kadına yönelik şiddetin durumuna ve şiddetin nasıl işlevlendiğine bakmak gerekir. Ortadoğu coğrafyası bağlamında çoğunlukla cinsel ve fiziksel şiddete dair metinler veya verilere ulaşmak mümkündür. Diğer şiddet türlerine dair veri bulmanın zorluğundan dolayı buraya dair yorum getirmek pek mümkün değildir.
Kadına yönelik şiddet konusunda, Ortadoğu’da güncel duruma baktığımızda Suriye, Lübnan, Bahreyn, Filistin gibi birçok ülke Kadınlara Yönelik Her Türlü Ayrımcılığın Ortadan Kaldırılması Sözleşmesi’ne (CEDAW) taraf olmuştur. Ancak bu, toplumda kadına yönelik şiddetle mücadele veya şiddeti önleme konusunda devletlerin her zaman etkili hamleler aldığı anlamına gelmez. Kadına yönelik şiddeti önleme ve bununla mücadele etmeye dönük uluslararası anlaşmalar, ülkelerin iç işleyişini düzenleyen kanunlar, yönetmelikler vb. düzenlemeler; pratikte uygulanmadığı zaman etkisiz kalır. Örneğin CEDAW’a taraf olmasına rağmen Lübnan’da evlilik içi tecavüz hâlâ suç sayılmamaktadır.[35] Şiddeti önlemeye yönelik herhangi bir belgeye taraf olmamış Umman’da da evlilik içi tecavüz hâlâ bir suç değildir.[36] İran’da tecavüze uğrayan kadınları korumaya yönelik yasal düzenlemeler bulunmaz.[37] Yazar Mona Eltahawy, Mısır’ın şiddete karşı caydırıcı politikaları olmadığını ve 2013’te Birleşmiş Milletler tarafından yapılan bir araştırmaya referans vererek ülkede kadınların yüzde 99.3’ünün hayatları boyunca en az bir kere cinsel saldırıya uğradığını belirtir.
Kadınlar gündelik hayatlarını devam ettirirken, sokaklara çıkarken taciz edilecekleri korkusuyla çıkarlar.[38]
Kadınlar, özel ve kamusal alanda farklı şiddet biçimleriyle karşılaşır. Şiddet, hane içinde erkeğin otoritesini güçlendiren ve sağlamlaştıran bir olgu olarak karşımıza çıkar. Bu şiddet türü, çoğu zaman özel hayatı ilgilendiren bir mevzu olarak değerlendirildiği için kamusal alandaki tartışmalarda görünmez kılınır. Ayrıca fiziksel şiddet, erkeğin eşi ve çocuklarını terbiye etme aracı olarak kabul edilir. Bu sebeplerden birçok devlet, kanunlarında ev içinde şiddeti önleyici veya onu cezalandırıcı mekanizma bulundurmaz. Şiddet kabul görmüş bir pratiktir. Bunun yanında özel alanda gerçekleşen şiddetin konuşulması tabu olduğu için kadınlar da yaşadıklarını dile getirmekte ve bu konuda mücadele yürütmekte güçlük çeker.
Özellikle aile içi şiddet ve cinayet vakalarında, namus kavramı şiddeti haklı çıkarmak için kullanılabilir. Kadının evlilik dışında bir ilişki yaşaması sonucunda ailenin namusunun zedelendiği iddia edilen durumlarda kadın, çoğunlukla yakın erkek akrabaları tarafından ölüme kadar gidebilecek “cezalandırmalarla” karşı karşıya kalır. Burada önemli bir nokta, devletlerin namus cinayetlerine karşı aldığı tavırdır. Ortadoğu ülkelerinde yer yer namus cinayetlerine zemin hazırlayabilecek düzenlemelerin olduğunu görürüz. Örneğin, 2000’li yıllara baktığımızda Ürdün, Fas, Suriye, Mısır ve Irak’ın kanunlarında namus cinayeti işleyenlere verilen cezalarda indirim yapılabildiği görülür.[39] Güncel durumdaysa Ürdün[40], İran[41] ve Birleşik Arap Emirlikleri’nde[42] namus cinayetlerine yapılan indirimler azaltılmış ya da kaldırılmış durumdadır.
Sokaktaki şiddet ise kadınların kamusal alandan çekilmesi ve özel alana sıkıştırılması üzerinden işlev kazanır. Mona Eltahawy, devlet eliyle uygulanan cinsel şiddetin kadınları ya da aileleri içindeki muhalif erkekleri cezalandırmak için kullanıldığını belirtir.[43] Bu cezalandırma; kadınların aktivizmleri, giyim kuşamları ve kendilerine dayatılan makbul sınırlar dışında davranmaları bahane edilerek uygulanır. Kadınları şiddetle cezalandırma yöntemlerini sadece İslam devletlerinde görmeyiz, aynı zamanda Mona Eltahawy’nin kitabını yazdığı dönemde laik olan Suriye’de devlet eliyle gerçekleştirilir.[44] Burada önemli nokta, Mona Eltahawy’nin işaret ettiği üzere, kadına yönelik şiddetin altında bölgede paylaşılan kadın nefretinin ve düşmanlığının yatmasıdır.[45]
Devlet eliyle işlenen şiddetin kritik bir noktası ise bu şiddetin kanıtlanmasındaki zorluktur. Bu şiddet, birçok vakada cinsel şiddet şeklinde gerçekleştiği için çoğu kadın, toplumda cinsel şiddetin konuşulmasının tabu olması yüzünden devlet eliyle uygulanan şiddet hakkında da konuşamaz.[46] Bunun yanında, devlet kaynaklı şiddet bağlamında şiddetin geldiği tarafa yönelik söz üretmek veya bir süreç yürütmek engellenmeye çalışılır. Şiddet hakkında konuştuklarında ise şiddetin kanıtlarının yeterli bulunmadığı, şiddeti uygulayanların cezalandırılmadığı vakalar söz konusudur.[47] Hatta şiddet gören kadının kendisinin şiddetle cezalandırıldığı örnekleri görmek de mümkündür. Örneğin tecavüz vakalarında, kadın zina yaptığı söylenerek ağır bir şekilde cezalandırılabilir çünkü tecavüzler evlilik dışı ilişki olarak değerlendirilir.[48] Bu vakalar şiddetin sistematik bir şekilde kadınları bastırmak için uygulandığını açıkça gösterir.
Kadına yönelik şiddetle ilgili dikkate alınması gereken bir diğer nokta savaş bölgelerinde kadınların karşılaştığı şiddettir. 2025 itibarıyla Suriye, Filistin, Lübnan, Yemen, İran gibi ülkelerde çatışmalar devam etmektedir. Kadınların gündelik yaşamlarında karşı karşıya kaldıkları şiddetin boyutu, çatışma ve savaş dönemlerinde artar. Kadınlar için hane içinde fiziksel ve cinsel şiddet riski de çatışma bölgelerinde artmaktadır. Bunun yanında, özellikle agresyon gösteren güçler tarafından cinsel şiddet, saldırıya uğrayan topluluklara karşı bir silah olarak onları bastırma amacıyla kullanılabilir.[49] Örneğin 7 Ekim 2023 tarihinden beri Filistin’de gerçekleşen çatışmalarda, cinsel şiddetin İsrailli kuvvetler tarafından Filistin halkına karşı kullanıldığı rapor edilmiştir.[50]
Şiddete karşı mücadele yürütürken kadınların bütünlüklü bir mücadele yürütmesi önemlidir; bu mücadelede de farklı biçimlerde görülen şiddetin aynı amacı paylaştığını unutmamak gerekir. Şiddet, kadının toplumdaki ikincil konumunu pekiştiren bir araç olarak işlevlenir ve aktivist kadınlar her türlü şiddete karşı yapacakları mücadelede bunu göz önünde bulundurmalıdır.
Sonuç
Ortadoğu’daki siyasal istikrarsızlık, hukuki kazanımlarla çelişen yaygın toplumsal ve kültürel pratikler, silahlı çatışmaların ve savaşların neden olduğu güvencesiz koşullar gibi pek çok nedenle bu yazıda bahsedilen kadınların kazanımları ve hakları oldukça kırılgan bir zeminde duruyor. 2021 yılında Taliban’ın Afganistan’da yönetimi yeniden ele geçirmesinin hemen ardından getirdiği yeni düzenlemeler, kadınların kazanılmış haklarının nasıl bir gecede geri alınabileceğinin en somut örneklerinden biriydi. Dolayısıyla Ortadoğu’da kadınların toplumsal konumunu konuşurken kadınların belirli haklara sahip olması kadar bu hakların kurumsallaşmış ve anayasal güvenceye alınmış olması son derece önemlidir. Yakın zamanda Ortadoğu’da kadınların kitlesel, örgütlü ve yaratıcı protestoları, bu hakların hem kazanılması hem de korunması için ne kadar önemli bir toplumsal mücadelenin sürdüğünü gösteriyor. Mona Eltahawy’nin de dediği gibi “… öfke; başkan saraylarındaki despotlardan sokaklarımızdaki ve evlerimizdeki despotlara yönelene dek, zihnimizdeki, yatak odamızdaki ve sokak köşelerindeki Mübarekleri devirene dek devrimimiz henüz başlamış sayılmaz.”[51]
[1] Yüz dahil vücudun tamamını örten, göz kısmında ince bir tül veya delikli kumaş bulunan örtünme biçimidir.
[2] Genellikle uzun, bol ve ayak bileklerine kadar uzanan ve başörtüsüyle beraber giyilen bir giysidir.
[3] AFP, “New generation of Afghan women shift from burqa due to ‘design and colour’”, Dawn, 19 Mart 2025, 8 Eylül 2025 tarihinde erişilmiştir. <https:// www.dawn.com/news/1898910/new-generation-of-afghan-women-shift- from-burqa-due-to-design-and-colour>
[4] Shaistha Khan, “Saudi Arabia’s Abaya Signals a New Era of Fashion, Empowerment, and Cultural Pride”, 3 Haziran 2022, 8 Eylül 2025 tarihinde erişilmiştir. <https://agsi.org/analysis/saudi-arabias-abaya-signals-a-new-era- of-fashion-empowerment-and-cultural-pride/>
[5] “Honor, Middle Eastern Notions Of”, 8 Eylül 2025 tarihinde erişilmiştir.
<https://www.encyclopedia.com/history/dictionaries-thesauruses-pictures- and-press-releases/honor-middle-eastern-notions>
[6] “Taliban order Afghan women to cover faces again”, 7 Mayıs 2022, 3 Eylül 2025 tarihinde erişilmiştir. <https://www.reuters.com/world/asia- pacific/taliban-announce-women-must-cover-faces-public-say-burqa-is-
best-2022-05-07/>
[7] “Saudi women should have choice whether to wear abaya robe - crown prince”, 19 Mart 2018, 3 Eylül 2025 tarihinde erişilmiştir. <https://www. reuters.com/article/world/saudi-women-should-have-choice-whether-to- wear-abaya-robe-crown-prince-idUSKBN1GV18K/>
[8] UNESCO İstatistik Enstitüsü, “Upper secondary completion rate, adjusted gender parity index”, 1 Mayıs 2025, 3 Eylül 2025 tarihinde erişilmiştir. <https:// ourworldindata.org/grapher/upper-secondary-completion-rate-adjusted- gender-parity-index>
[9] “School enrollment, tertiary (gross), gender parity index (GPI) - Middle East, North Africa, Afghanistan & Pakistan”, 3 Eylül 2025 tarihinde erişilmiştir.
<https://data.worldbank.org/indicator/SE.ENR.TERT.FM.ZS>
[10] Esteban Ortiz-Ospina, Sandra Tzvetkova ve Max Roser, “Women’s Employment”, Mart 2018, 3 Eylül 2025 tarihinde erişilmiştir. <https:// ourworldindata.org/female-labor-supply>
[11] “Labor force participation rate, female (% of female population ages 15+) (modeled ILO estimate) - Arab World”, 7 Ocak 2025, 3 Eylül 2025 tarihinde erişilmiştir. <https://data.worldbank.org/indicator/SL.TLF.CACT. FE.ZS?locations=1A>
[12] Valentine M. Moghadam, “Toward women’s economic empowerment in MENA”, 6 Mart 2023, 3 Eylül 2025 tarihinde erişilmiştir. <https://sdg-action. org/toward-womens-economic-empowerment-in-mena/>
[13] “Kuwait raises minimum legal age for marriage to 18 years old”, 16 Mart 2025, 3 Eylül 2025 tarihinde erişilmiştir. <https://www.girlsnotbrides.org/ articles/kuwait-raises-minimum-legal-age-for-marriage-to-18-years-old/>
[14] “Irak Meclisi ‘çocuk gelin’ yasasını kabul etti: Evlilik yaşı 15’e düşürüldü”, 22 Ocak 2025, 9 Eylül 2025 tarihinde erişilmiştir. <https://harici.com.tr/irak- meclisi-cocuk-gelin-yasasini-kabul-etti-evlilik-yasi-15e-dusuruldu/>
[15] İslam’da erkeğin boşanma hakkı anlamına gelen terimdir. Erkeğin bu kararıyla nişan veya evlilik sonlanır. Talak konusunda farklı mezheplerde farklı uygulamalar mevcuttur.
[16] Debbie Mohnblatt, “Divorce Rates in the Arab World Are Increasing. Here’s Why.”, 31 Temmuz 2022, 3 Eylül 2025 tarihinde erişilmiştir. <https:// themedialine.org/life-lines/divorce-rates-in-the-arab-world-are-increasing- heres-why/>
[17] Ruth Levush, “New Report Compares Regulation of Gender Equality in the Middle East and North Africa”, 26 Mart 2020, 8 Eylül 2025 tarihinde erişilmiştir. <https://blogs.loc.gov/law/2020/03/new-report-compares- regulation-of-gender-equality-in-the-middle-east-and-north-africa/>
[18] “Sons and daughters have equal rights to inherit assets from their parents”, 10 Haziran 2024, 8 Eylül 2025 tarihinde erişilmiştir. <https://ourworldindata. org/grapher/sons-and-daughters-inheritance>
[19] Emma Cummings, “Lack of Women in Government in the MENA Region”, Bahar 2023, 3 Eylül 2025 tarihinde erişilmiştir. <https://ballardbrief.byu.edu/ issue-briefs/lack-of-women-in-government-in-the-mena-region>
[20] Bastian Herre, “Women have made major advances in politics — but the world is still far from equal”, 8 Mart 2024, 5 Eylül 2025 tarihinde erişilmiştir. <https://ourworldindata.org/women-political-advances>
[21] “The State of Women’s Rights in the Arab World”, 7 Mart 2016, 8 Eylül 2025 tarihinde erişilmiştir. <https://www.worldbank.org/en/news/ feature/2016/03/07/the-state-of-womens-rights-in-the-arab-world>
[22] Maryam Rezaei Zadeh, “The Status of Women’s Rights in the Middle East”, 16 Ocak 2024, 5 Eylül 2025 tarihinde erişilmiştir. <https://www.stimson. org/2024/the-status-of-womens-rights-in-the-middle-east/>
[23] Pınar İlkkaracan, “Giriş: Müslüman Toplumlarda Kadın ve Cinsellik”, Müslüman Toplumlarda Kadın ve Cinsellik, İstanbul: İletişim Yayınları, 2000, s. 11.
[24] Mehmet Fatih Nas, “Bölgesel ve Küresel Dinamikler Bağlamında Ortadoğu’da Kadın Hareketi” basılmamış yüksek lisans tezi, Ankara: Ankara Üniversitesi, 2007, s. 22.
[25] A.g.e., s. 12.
[26] A.g.e., s. 13.
[27] Charles Lindholm, İslami Ortadoğu, Ankara: İmge Kitabevi, 2004, s. 392.
[28] A.g.e., s. 392.
[29] Ayesha M. İmam, “Müslüman Dinsel Sağ (‘Köktendinciler’) ve Cinsellik”, Müslüman Toplumlarda Kadın ve Cinsellik, Pınar İlkkaracan (der.), İstanbul: İletişim Yayınları, 2000, s. 98.
[30] A.g.e., s. 27.
[31] A.g.e., s. 17.
[32] Pınar İlkkaracan, “Giriş: Müslüman Toplumlarda Kadın ve Cinsellik”, Müslüman Toplumlarda Kadın ve Cinsellik, İstanbul: İletişim Yayınları, 2000, s. 39.
[33] A.g.e., s. 40.
[34] A.g.e., s. 37.
[35] “Lübnan’da kadınlar şiddet ve tacize karşı alınan yeni tedbirleri yetersiz buldu”, 22 Aralık 2020, 3 Ağustos 2025 tarihinde erişilmiştir. <https:// ekmekvegul.net/sinirlarin-otesi/lubnanda-kadinlar-siddet-ve-tacize-karsi- alinan-yeni-tedbirleri-yetersiz-buldu>
[36] Feyza Pınar Yaşar, “İstanbul Sözleşmesi ve Ortadoğu ve Kuzey Afrika Bölgesindeki Kadınlar İçin Yeni İmkânlar”, 11 Ekim 2021, 3 Ağustos 2025 tarihinde erişilmiştir. <https://www.ilkeanaliz.net/2021/10/11/istanbul- sozlesmesi-ve-ortadogu-ve-kuzey-afrika-bolgesindeki-kadinlar-icin-yeni- imkanlar/>
[37] Zulal Kalkandelen, “İran’da Kadın Olmak: Şeriatın Gölgesindeki Kadın (1)”, 4 Ocak 2010, 3 Ağustos 2025 tarihinde erişilmiştir. <https://www. cafrande.org/iranda-kadin-olmak-seriatin-golgesindeki-kadin-1-zulal- kalkandelen/#google_vignette>
[38] Mona Eltahawy, Başkaldıran Beden: Ortadoğu’da Kadın Hakları ve Cinsel Devrim, İstanbul: Epsilon Yayınevi, 2020, s. 89-90.
[39] Mehmet Fatih Nas, “Bölgesel ve Küresel Dinamikler Bağlamında Ortadoğu’daki Kadın Hareketi”, basılmamış yüksek lisans tezi, Ankara: Ankara Üniversitesi, 2007, s. 26-27.
[40] “Ürdün’de Kadın Cinayetlerinde Ceza İndirimi Kalkıyor”, 31 Temmuz 2025, 5 Ağustos 2025 tarihinde erişilmiştir. <https://bianet.org/haber/urdun- de-kadin-cinayetlerinde-ceza-indirimi-kalkiyor-188730>
[41] “Country policy and information note: women fearing ‘honour’ based violence, Iran, June 2025”, 1 Temmuz 2025, 5 Ağustos 2025 tarihinde erişilmiştir. <https://www.gov.uk/government/publications/iran-country- policy-and-information-notes/country-policy-and-information-note-women- fearing-honour-based-violence-iran-may-2022-accessible>
[42] “UAE scraps lighter penalties for ‘honor killings’”, 11 Temmuz 2020, 5 Ağustos 2025 tarihinde erişilmiştir. <https://www.dw.com/en/uae-gets-rid- of-honor-killing-defense-in-major-legal-overhaul/a-55529396>
[43] Mona Eltahawy, Başkaldıran Beden: Ortadoğu’da Kadın Hakları ve Cinsel Devrim, İstanbul: Epsilon Yayınevi, 2020, s. 96-97.
[44] A.g.e., s. 102-103.
[45] A.g.e., s. 26.
[46] A.g.e., s. 98.
[47] A.g.e., s. 106.
[48] Buna dair Libya’dan örnek için bkz. A.g.e., s. 100.
[49] “Violence Against Women in Conflict”, 3 Ağustos 2025 tarihinde erişilmiştir. <https://womenforwomen.org.uk/violence-against-women- conflict>
[50] “Report of the Commission of Inquiry: Israel’s systematic use of sexual, reproductive and other forms of gender-based violence since 7 October 2023”, United Nations The Question of Palestine, 13 Mart 2015, 9 Eylül 2025 tarihinde erişilmiştir. <https://www.un.org/unispal/document/report-of-the- commission-of-inquiry-israel-gender-based-violence-13march2025/>
[51] Mona Eltahawy, Başkaldıran Beden: Ortadoğu’da Kadın Hakları ve Cinsel Devrim, İstanbul: Epsilon Yayınevi, 2020, s. 51.
