Katy Romy
Çev.: Helin Batar
Su Doğa Şahan
Kürtaj karşıtı hareket İsviçre’de yükselişte. Kürtaj karşıtı organizasyonlar, lobicilikten “bebek ambarları” kurmaya ve sağlık sigortası primlerinde indirim teklif etmeye kadar kadınların gebeliklerini sonlandırma haklarını kısıtlamak için yaratıcı yöntemler buluyorlar.
Avrupa’da cinsel hakları ve üreme haklarını güçlendirmeyi amaçlayan ve parlamenter gruplardan oluşan bağımsız bir ağ olan Avrupa Parlamentosu Nüfus ve Kalkınma Forumu İcra Direktörü Neil Datta, “Kürtaj karşıtı hareket modernleşti, profesyonelleşti ve daha da politik hâle geldi.” diyor.
Neil Datta’ya göre, geçtiğimiz temmuzda ABD Yüksek Mahkemesi’nin kürtajı anayasal hak olmaktan çıkarmasının ardından Avrupa’daki kürtaj karşıtı hareketin gelişimi endişe verici bir hâl aldı. Ona göre, “Son 10 yılda, örneğin Portekiz, İspanya, Litvanya, Slovakya, Avusturya, Finlandiya ve hatta İsveç’te kürtaj haklarını kısıtlamaya yönelik pek çok girişimde bulunuldu.”
İsviçre de bu eğilimden muaf değil. İsviçrelilerin yalnızca küçük bir azınlığı kürtaj hakkını açıkça reddetse de isteğe bağlı gebeliğin sonlandırılması işlemine karşı çıkan gruplar fikirlerini desteklemek için kullandıkları stratejileri çeşitlendirdiler.
Mecliste Lobicilik
Siyasette ise muhafazakâr sağ İsviçre Halk Partisi kürtaj karşıtı bayrağı dalgalandırıyor. Ülkenin en büyük partisinin milletvekilleri düzenli olarak meclisteki tartışmalara müdahale ediyor ya da kürtaj hakkını kısıtlamaya yönelik geniş kitlelerce destek gören popüler girişimler başlatıyor.
Şimdiye kadar bu tür girişimler sürekli olarak reddedildi. Ancak Aralık 2021’de, İsviçre Halk Partisi’nden iki kadın milletvekili yeni bir kampanya girişim başlattı. Bunların ülke çapında oylanmasını sağlamak için gereken 100.000 imzayı toplamak içinse Haziran 2023’e kadar vakitleri var.
"Sleep on it" [Sabah ola hayrola] adlı ilk kampanya Bern’li vekil Andrea Geissbühler tarafından başlatıldı. Teklif, “kadınları aceleyle karar verilmiş kürtajlardan korumak” amacıyla planlanmış kürtaj işlemlerinden önce bir günlük düşünme süresi getirilmesini öngörüyor. Lucerne’den milletvekili Yvette Estermann’ın öne sürdüğü ikinci teklif ise “geç kürtajlarla” mücadele etmeyi amaçlıyor. Eğer teklif kabul edilirse, geç kürtaj olarak tanımladıkları, “fetüsün (gerektiğinde yoğun bakım desteği ile) rahim dışında nefes alabilmeye başlaması” sonrası yapılacak tüm kürtaj işlemleri yasadışı hâle gelmiş olacak.
Her ne kadar bu kampanyaların kürtajı yasadışı hâle getirmeyi amaçlamadığı konusunda ısrar etseler de bu iki kadın vekil de İsviçre’deki kürtaj karşıtı organizasyonlarla yakından bağlantılı ve onlarla aynı argümanları kullanacak kadar ileri gidiyor. Andrea Geissbühler, açıkça kürtaj karşıtı olan The Swiss Association Pro Life [İsviçre Yaşam Yanlısı Örgütü] Yönetim Kurulu’nda yer alıyor. Vekil gebeliğin gönüllü olarak sonlandırılmasının cinayet anlamına geldiğine inanıyor. Andrea Geissbühler, SWI swissinfo.ch’ye yaptığı açıklamada "Eğer bu kampanyalar sayesinde bazı hayatlar kurtarılabilirse uğruna çabalamaya değer demektir." ifadesini kullanıyor.
Bahsedilen iki muhafazakâr politikacı bu kampanyaların sözcüleri gibi davransalar da kampanya metinlerinin yazarları değiller. Kadınların arkasında radikal kürtaj karşıtı gruplar var.
Andrea Geissbühler, "Bu kampanyalar farklı organizasyonlar tarafından başlatıldı ve daha sonrasında bizden kampanya komitelerine liderlik etmemizi istediler" diyor.
Yurt İçi ve Yurt Dışında Kürtaj Karşıtı Aktivistler
Ne Yvette Estermann ne de Andrea Geissbühler bu organizasyonların isimlerini açıklamak istiyor. Ancak kampanyaların lehine toplanan imzalar kürtaj karşıtı bu gruplardan birine direkt olarak gönderilmek zorunda: The Association Mamma [Anneler Derneği]. Derneğin Başkanı Dominik Müggler kürtaj hakkına şiddetle karşı çıkıyor. Basel’de yaşayan ve her iki girişimin komitesinde de yer alan Dominik Müggler, 2002 yılında İsviçre’de kürtajın suç olmaktan çıkarılmasına karşı çıkmıştı. Dominik Müggler’in hedefi ise bu iki kampanyanın amaçladıklarının çok ötesinde.
SWI swissinfo.ch’ye verdiği bir cevapta "Kürtaj er ya da geç yok olacak" ve "yasadışı hâle getirileceği için değil, insanlık böyle bir uygulamanın insan onuruna temelden aykırı olduğunu fark edeceği için" diyor.
Anneler Derneği’nin internet sitesinde "Kürtaj, hamileliğin sonlandırılması değil; kişinin kendi çocuğunu öldürmesidir." ifadesi yer alıyor.
Bir aktivist olarak Dominik Müggler, ilham aldığı yurtdışındaki kürtaj karşıtı kongre ve gösterilere katılıyor. Örneğin, 2019’da Washington DC’de düzenlenen, birçok farklı ülkede var olan ve kürtaj karşıtı bir protesto olan Yaşam İçin Yürüyüş’e katıldı. Dominik Müggler aynı zamanda Down sendromlu fetüslerin kürtajına karşı çıkan bir Amerikalı grubu örnek alan The Association hope21’ın [hope21 Derneği] kurulmasına destek olmuştu.
Tartışmalı "Bebek Ambarları"
Dominik Müggler’in kürtaj karşıtı hamleleri daha da ileri gidiyor: Kendisi, 2001 yılında Schwyz eyaletindeki Einsiedeln bölgesinde bir hastaneye ilk bebek ambarlarını yerleştiren kişi. Durumu olmayan anneler, bu ambarlara yeni doğmuş bebeklerini gizlice ve anonim bir şekilde bırakabiliyor. Dominik Müggler’in kurduğu Swiss Aid for Mother and Child [İsviçre Anne ve Çocuklara Yardım Kuruluşu] şu anda ülke çapındaki sekiz bebek ambarlarından yedisini yönetiyor. Kuruluş, aynı zamanda bu ambarları yerleştiriyor ve bebeklerin ihtiyaçları için gereken masrafı da karşılıyor.
Bu "bebek ambarları" ilk bakışta göze iyi bir fikirmiş gibi görünebilir. Ancak ciddi eleştirilerle karşı karşıya. 2015 yılında Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Komisyonu, bu tür bir uygulamanın çocukların kökenlerini bilme haklarını ellerinden aldığı gerekçesiyle İsviçre’de yasadışı ilan edilmesini önerdi.
Ambarlar, aynı zamanda cinsel sağlık merkezlerinin şemsiye örgütü olan Santé Sexuelle Suisse [İsviçre Cinsel Sağlık Örgütü] tarafından da eleştirildi. İsviçre Cinsel Sağlık Örgütü bu ambarların kürtaj karşıtı gruplar tarafından yönetilmesine karşı çıkıyor, aynı zamanda hem annenin hem de çocuğun sağlığını tehlikeye soktuğunu öne sürüyor. Örgütün direktörü Barbara Berger, "Burada tamamen kürtaj karşıtı bir yaklaşım var. Önemli olan şey, çocukların doğması. Kadınları önemsemiyorlar." diyor. İsviçre Cinsel Sağlık Örgütü, doğumların kimlik ifşasına yer vermeden yapılmasını bir alternatif yol olarak öneriyor. Bu da şu anda 18 bölgede yürürlükte olan bir yöntem. Anne, hastanede doğum yaparken kimliğini gizli tutmayı tercih edebilir ve böylece yalnız ya da gizlice doğum yapmak zorunda kalmaz. Bu sayede kadın kendisi ve bebeği için yeterli tıbbi bakımı alma hakkına sahip olurken bir yandan da kendi gizliliğini koruyabilir.
İsviçre Anne ve Çocuklara Yardım Kuruluşu, kendisini "hamilelik ve doğum nedeniyle zorluklar yaşayan kadınlar için bir destek ve danışmanlık merkezi" olarak tanıtıyor. Ancak kuruluşun internet sitesinde kürtaj karşıtı argümanlara, hamileliği gönüllü sonlandırmanın sözde fiziksel ve psikolojik risklerine ilişkin bilgilere yer veriliyor.
Aslında kürtaj gayet yaygın bir cerrahi işlem. Tıbbi araştırmalara göre, işlemin yasal olduğu ülkelerde kürtaj genellikle düşük riskli olarak değerlendiriliyor ve komplikasyonlar nadiren görülüyor. Sayısız bilimsel çalışma da kürtajın psikolojik travmaya sebep olmadığını gösteriyor. İsviçre Cinsel Sağlık Örgütü kürtaj hakkındaki tabular ve damgalanmanın, işlemin kendisinden daha fazla zarar verebileceğine işaret ediyor. Barbara Berger "Bu gruplar, kadınları kürtajdan vazgeçirmek için yanlış bilgi yayıyorlar." diyor ve ekliyor: "İnsanların zor durumlarını bir koz olarak kullanıyorlar. Ve bu çok korkunç."
Sağlık Sigortalarında Geri Ödemeler
İsviçre Anne ve Çocuklara Yardım Kuruluşu, tartışma yaratan kürtaj karşıtı argümanları savunmakta yalnız değil. Yaşam Yanlısı Örgütü gibi örgütler, işi kürtajdan vazgeçen kadınlara finansal destek sunmaya kadar ileri götürüyorlar.
Yaşam Yanlısı Örgütü, 1989’da kurulan ve ülke çapında 70.000 üyeye sahip olan bir örgüt. Özel sigorta şirketi Helsana ile anlaşmalar yapıyor. Kürtajdan vazgeçtiğine dair belge imzalayan üyelerine sigorta primlerinde indirim yapabiliyor. Ancak bu belgenin yasal bir karşılığı yok çünkü gebeliğin isteğe bağlı sonlandırılması zaten herhangi bir zorunlu temel sağlık sigortası tarafından karşılanabiliyor. Helsana ise, ArcInfo gazetesine yaptığı açıklamada Yaşam Yanlısı Örgütü’yle "özel bir bağlarının" olmadığını ve sadece "sektör uygulamalarıyla uyumlu bir toplu sözleşme" imzaladıklarını söylemiş.
İsviçre Yeşil Parti üyesi Senatör Lisa Mazzone gibi bu argümanlara muhalif duran kişiler çok kez bu tür sözleşmeleri gündeme getirdi. Lisa Mazzone’nin geçtiğimiz günlerde mecliste bu konuyu tekrardan gündeme getirmesinin ardından federal yönetim bu sözleşmelerin problemli olabileceğini kabul etti. Ancak federal yönetim aynı zamanda "sigortalıların sağlık sigortası yasasının faydalarından yararlanma haklarının sınırlandırılamayacağı" kanaatine vardı.
Uluslararası Bir Ağ
İsviçreli kürtaj karşıtı aktivistler bu işte hiç de yalnız değiller. Barbara Berger, İsviçre’deki hareket için "Cinsel eğitim, LGBTİ+ hakları ve kürtaj karşıtı, oldukça etkili uluslararası bir ağa mensuplar" diyor. Aynı zamanda, İsviçre’de bu konuda meclise sunulan bazı önergelerin yurtdışındaki kürtaj karşıtı gruplar tarafından yayımlanan tutum belgelerinden alınmış bazı cümleler içerdiğini fark ediyor.
Neil Datta da benzer bir gözleme sahip: Avrupa’da aşırı muhafazakâr gruplar, 2013 yılından beri örgütleniyorlar ve nüfuz kazanıyorlar. Bu da hem Fransa’da hem İngiltere’de evlilik eşitliğinin yasalaştığı döneme denk geliyor.
Neil Datta, "Bu gruplar özellikle Agenda Europe [Avrupa Ajandası] adlı ağ aracılığıyla veya World Congress of Families [Dünya Aile Kongresi] gibi yerlerde birbirleriyle tanışmaya ve fikir alışverişinde bulunmaya başladılar" diyor.
Avrupa Parlamentosu Cinsel Haklar ve Üreme Hakları Forumu tarafından yapılan bir araştırmaya göre, hareketin modernleşmesi başarılarının temel sırrı olabilir çünkü bu yolla yeni sponsorlar bulabildiler. Bununla ilgili raporu yazmış olan Neil Datta, "2009 ve 2018 yılları arasında, bu gibi hareketlere bağışlanan miktar dört katına çıktı: Böylece 700 milyon dolara ulaşmış oldu" diye belirtiyor. Bu yatırımlar ise öncelikli olarak üç bölgeden geliyor: ABD, Rusya ve ağırlıklı olarak Avrupa. Sivil toplum kuruluşları, vakıflar, dinî örgütler ve siyasi partiler gibi 54 farklı kaynak yoluyla bağışlar yapılıyor.
Avrupa’daki diğer ülkeler gibi İsviçre’de de kürtaj karşıtı hareket bütün bu aktivizme rağmen çok fazla popülerlik kazanabilmiş değil. Ancak Neil Datta, "Fikirlerini öne çıkarabilmek için doğru zaman ve uygun politik atmosferi beklediklerine" dair uyarılarda bulunuyor.
"Birçok ülkenin kürtaj hakkını korumak için yasal yolları düzgün kullanmadıklarını da fark ediyoruz." diye ekliyor. Örneğin Polonya hükümeti, 2021’de kürtajı neredeyse tamamen yasaklayan bir yasa geçirebildi. Ülkede bu prosedür, artık sadece tecavüz vakalarında ve annenin hayatı tehlikede olduğunda uygulanabiliyor.
Neil Datta, "Avrupa’daki kürtaj karşıtı hareketler, Amerika’daki benzerlerinden on beş yıl geride. Ancak tekerler dönmeye başladı bile" diyor.
