Emmeline Pankhurst
Çev.: Melisa Gençgül
Buraya oy hakkı savunucusu olarak gelmedim çünkü oy hakkı hareketi Amerika Birleşik Devletleri'nde hangi aşamada2 olursa olsun, İngiltere'de savunu boyutunu çoktan aştı ve aktif siyasetin alanına girdi. Oy hakkı hareketi devrimin ve iç savaşın konusu hâline geldi. Bu yüzden ben bu gece kadınların oy hakkını savunmak için burada değilim. Amerikan oy hakkı savunucuları haklarını bizzat pekâlâ savunabilirler.
Savaş alanını geçici bir süre terk etmiş bir asker olarak kadınlar tarafından başlatılmış bir iç savaşın nasıl bir iç savaş olduğunu açıklamak için buradayım, ki bunun açıklanması gereken bir şey olması garip geliyor. Burada, savaş alanına bir süredir gitmemiş bir asker olarak bulunmuyorum yalnızca. Sanırım burada bulunuşumun en ilginç yanı şu: Ülkemin mahkemelerince toplum için hiçbir kıymetim olmadığına karar verilmiş bir insan olarak buradayım. Yaşamım yüzünden tehlikeli bir insan olduğuma hükmedildi, hükümlü cezaevinde ağır hapis cezasına çarptırıldım.
Erkek oldukları sürece devrimciler Rusya'dan, Çin'den ya da dünyanın başka bir yerinden size ulaşabilir, hiç sorun değil. Ancak ben bir kadın olduğum için kadınların vatandaşlık haklarını kazanmak amacıyla neden devrimci yöntemler benimsediklerini açıklamam gerekiyor. Biz kadınlar, davamızı açıklamaya ve dinleyicilerimiz arasındaki erkekleri ikna etmeye çalışırken her zaman çok basit bir gerçeği, kadınların insan olduğu gerçeğini argümanımızın bir parçası hâline getirmek zorundayız.
Hartfordlu3 erkeklerin bir şikâyeti olduğunu, bu şikâyeti meclise sunduklarını ve meclisin inatla onları dinlemeyi ya da sorunlarını çözmeyi reddettiğini farz edelim. Sorunlarını çözmelerinin münasip, anayasal ve makul yolu ne olurdu? Hartfordlu erkeklerin bir sonraki genel seçimde o meclisi değiştireceği ve yerine yenisini seçeceği çok açık. Ancak Hartfordlu erkekler seçmen konumunda olmadıklarını, rızaları alınmadan yönetildiklerini, meclisin taleplerini tamamen duymazdan geldiğini hayal etsinler; onlar bu durumda ne yapardı? Oylarıyla meclisi değiştiremezlerdi. Seçmeleri gerekecekti, iki şerden birini seçmeleri gerekecekti: Ya sonsuza kadar adaletsiz bir duruma boyun eğmek zorunda kalacaklardı ya da ayağa kalkmak ve erkeklerin geçmişte mağduriyetlerini gidermek için kullandıkları bazı eski yöntemleri benimsemek zorunda kalacaklardı.
Yıllar önce atalarınız vergilendirme için temsiliyetleri olması gerektiğine karar verdi.4 Artık daha fazla bekleyemeyeceklerini hissettiklerinde, inatçı Britanya hükümetinin önüne akıllarına gelebilen bütün argümanları sunduklarında ve argümanları tamamen görmezden gelindiğinde, diğer tüm yollar başarısız olduğunda Boston'daki çay partisi5 ile başladılar ve Amerika Birleşik Devletleri'nin bağımsızlığını kazanana kadar devam ettiler.
Militan kelimesinin yaptığımız şeyi tarif etmek için ilk kez kullanılmasının üzerinden yaklaşık sekiz sene geçti. Yaptıklarımıza karşı çıkanların militanlığını kışkırtması hariç, yaptığımız şey hiç de militan ca değildi. Kadınlar siyasi toplantılarda soru sorduklarında ve cevap alamadıklarında militanca bir şey yapmıyorlardı. Büyük Britanya'da milletvekili adaylarına ve hükümet üyelerine soru sormak nesillerdir saygı duyulan bir gelenektir. Hiçbir zaman bir erkek soru sorduğu için halka açık bir toplantıdan kovulmamıştır. Soru sordukları için siyasi bir toplantıdan ilk kez kovulanlar kadınlar oldu, zalimce hırpalandılar, 24 saat dolmadan kendilerini hapiste buldular.
Bize militan dendi ve biz bu ismi kabul etmeye gayet razıydık. Siyasetçiler tarafından artık görmezden gelinmediğimiz aşamaya varana kadar kadınların oy hakkı meselesini zorlamaya kararlıydık.
Çok aç ve beslenmeyi bekleyen iki bebeğiniz var. Bebeklerin biri sabırlı ve annesi kendisini doyurmaya hazır olana kadar belirsiz bir süre boyunca bekliyor. Diğer bebek sabırsız; zırıl zırıl ağlıyor, bağırıyor, tekmeliyor ve karnı doyana kadar herkesi huzursuz ediyor. Hangi bebekle daha önce ilgilenileceğini hepimiz gayet iyi biliyoruz. Siyasetin tüm tarihi bundan ibarettir. Herkesten daha çok sen ses çıkarmak zorundasın, herkesten daha çok sen rahatsızlık vermelisin, herkesten daha çok sen gazetelerde yer almalısın, aslında her zaman ortalıkta olmak ve seni onca yükün altında ezmelerini önlemek zorundasın.
Savaşta olanlar olur, insanlar acı çeker, savaşmayanlar da savaşanlar kadar acı çeker. İç savaşta da bu böyledir. Atalarınız, çayı Boston Limanı'na döktüğünde pek çok kadın çaylarından mahrum kaldı. Viskileri denize dökerek protestoyu devam ettirmemeniz bana her zaman sıra dışı bir şey olarak görünmüştür.6 Kadınları feda ettiniz. Pratikte kadınların herhangi bir erkekten daha çok fedakârlıkta bulunduğu ama asıl övgüyü erkeklerin aldığı pek çok savaş var. Bu her zaman böyle olmuştur. Gücü olanların sorunları, gücü olanların yarattığı etki çok dikkat çeker fakat hiçbir gücü olmayanların yaşadıkları adaletsizlikler ve sorunlar kesinlikle görmezden gelinmeye eğilimlidir. İnsanlığın tarihi en başından beri böyledir.
İç savaşımızda insanlar acı çekti ama nasıl ki yumurta kırmadan omlet yapılmaz, bir şeylere zarar vermeden de iç savaş olmaz. Gerçekten gerekli olandan daha fazla zarar verilmediğini; sadece barışı sağlamak, savaşanlar adına onurlu bir barışı getirmek için gerekli hisleri uyandıracak kadar şey yaptığınızı görmek harika ve bizim yapmakta olduğumuz bu.
Londra'daki borsacıların Glasgow'dakilere ve Glasgow'dakilerin de Londra'daki borsacılara telgraf çekmesini tamamen engelledik.7 Bir günlüğüne telgraf iletişimi tamamen durdu. Bunun nasıl yapıldığını söylemeyeceğim. Kadınların nasıl elektrik hatlarını ele geçirdiğini ve kabloları kestiğini anlatmayacağım fakat bu yapıldı. Bu yapıldı ve zayıf olduğu düşünülen kadınların, süfrajet kadınların, böylesine bir durum yaratmak için yeterli yaratıcılığı olduğu yetkililere ispatlandı. Şimdi size soruyorum, eğer kadınlar bunu yapabiliyorsa, kendimize çizdiğimiz sınırlar dışında yapabileceğimizin bir sınırı var mı?
Endüstri devrimi ile uğraşıyorsanız, bir sınıfın kadın ve erkeklerini diğer sınıfın kadın ve erkeklerine başkaldırmaya ikna ettiyseniz, zorluğun nerede olduğunu tespit edebilirsiniz. Büyük bir endüstriyel grev varsa, şiddetin tam olarak nerede olduğunu ve mücadelenin nasıl yürütüleceğini bilirsiniz; ancak bizim hükümete karşı mücadelemizde zorluğun nerede olduğunu belirleyemezsiniz. Biz işaret taşımıyoruz, her sınıfa aitiz, en üstten en alta tüm sınıflara nüfuz ediyoruz ve bu yüzden kadınların iç savaşı sırasında ülkemin sevgili erkeklerinin bu mücadeleyle baş etmenin imkânsız olduğunu keşfettiğini görüyorsunuz: [Kimlerin süfrajet olduğunu] bulamazsan, [onları] durduramazsın.
"Onları hapse atın" dediler, "bu onları durdurur." Ancak hiç de durdurmadı: Kadınlar vazgeçeceğine, daha fazla kadın bunu yaptı, daha fazla, daha da fazla yaptı, ta ki bir anda üç yüz kadın bir araya gelene kadar. Bu kadınlar tek bir yasayı bile çiğnememişti, siyasetçilerin deyimiyle sadece "kendi başlarını ağrıtmışlardı".
Sonra yasa yapmaya başladılar. Britanya hükümeti bu protesto ile baş etmek için ülkemdeki tüm siyasi protestolar tarihi boyunca gerekli görülenden daha katı yasalar geçirdi. Çartist8 dönemin devrimcileriyle başa çıkabildiler, işçi sendikalarının protestolarıyla başa çıkabildiler, daha sonra Reform Yasası geçtiğinde devrimcilerle başa çıkabildiler ancak sıradan yasalar isyankâr kadınları kontrol altına almaya yetmedi. İsyan eden kadınları baskılamanın yollarını bulmak için Orta Çağ'a dönmek zorunda kaldılar.
Bize, "Hükümet güce dayanır, kadınlarsa güce sahip değil, o yüzden boyun eğmeliler" dediler. Biz de onlara hükümetin hiç de güce dayanmadığını gösteriyoruz: Hükümet rızaya dayanır. Kadınlar, adaletsiz bir şekilde yönetilmeye rıza gösterdiği sürece [bu şekilde] yönetilebilirler ancak kadınlar doğrudan "Biz rızamızı geri çekiyoruz, hükümet adaletsiz olduğu sürece yönetilmeyeceğiz" diyorlar. Çok güçsüz de olsa bir kadını kaba kuvvetle yönetemezsiniz. O kadını öldürebilirsiniz ancak o zaman elinizden kaçmış olur, onu yönetemezsiniz. Ne kadar zayıf olursa olsun dünyada hiçbir güç rıza göstermeyen bir insana hükmedemez.
Sadece dilekçe topladığımız için bizi ilk kez hapse attıklarında boyun eğdik, bize hapishane kıyafetleri giydirmelerine izin verdik, bizi hücre hapsine atmalarına izin verdik, bizi en adi suçluların arasına koymalarına izin verdik. Sözde medeniyetimizin başka türlü öğrenemeyeceğimiz bazı korkunç kötülüklerini öğrendik. Kıymetli bir deneyimdi ve bu tecrübeyi kazandığımıza memnunduk.
"Açlık grevi"9 sözünü duyduklarında gülümseyen erkekler gördüm ancak bence bugün herhangi bir amaç için açlık grevi yapmaya hazır olabilecek çok az erkek var. Yalnızca dayanılmaz bir baskı hisseden insanlar böylesi bir yolu seçebilir. Açlık grevi ölümün eşiğine gelene kadar yemek yemeyi reddetmek demek. Yetkililer bu noktada ölmene izin vermekle serbest kalmana izin vermek arasında seçim yapmak zorunda kalıyorlar. Onlar da kadınların serbest kalmasına izin verdiler.
Şimdi, açlık grevi o kadar uzun sürdü ki hükümet başa çıkamadığını hissetti. Bu noktada utanılacak bir şekilde Britanya hükümeti, aklı başında ve direnen insanları zorla besleme örneğini dünyanın dört bir yanındaki siyasi otoritelere gösterdi. Aramızda doktorlar olabilir, onlar aklı başında olmayan insanları zorla beslemekle bedeninin her bir zerresi ile zorla besleme onursuzluğuna ve zorbalığına direnen aklı başında dirençli bir insanı beslemenin farklı şeyler olduğunu bilir. İşte İngiltere'de bu yapıldı ve hükümet bizi ezdiğini sandı. Ancak bunun protestoları bastırmadığını, daha da çok kadının protestolara katıldığını ve o korkunç çileyi çektiğini gördüler ve kadınları serbest bırakmak zorunda kaldılar.
Daha sonra Cat and Mouse10 (Kedi ve Fare) yasası geldi. İçişleri Bakanı "Bu kadınlar ölümün eşiğine geldiklerinde hapisten çıksınlar, sağlıklarına tekrar kavuşana kadar yasal kontrolle serbest kalsınlar, sonra tekrar hapse dönsünler. Bana bunu yapma yetkisi verin" dedi. Yasa protestoları bastırmak, kadınların pes etmesini sağlamak için geçirildi. Çünkü, bayanlar ve baylar, iş bu noktaya kadar geldi. Bu, kadınlar ve hükümet arasında önce kimin pes edeceğine dair bir savaş hâline geldi. Onlar vazgeçip bize oy hakkı mı verecek? Yoksa biz mi protestomuzdan vazgeçeceğiz?
Kadınlar hakkında çok az şey biliyorlar. Kadınlar yavaş uyanırlar ancak bir kere uyandılar mı, bir kez karar verdiler mi ne dünyada ne kâinatta hiçbir şey onların pes etmesini sağlayamaz, bu imkânsız. Bu yüzden bugün kadınlara karşı kullanılan Cat and Mouse yasası başarısız oldu. Ölüm döşeğinde, ameliyat olmak için yeterli gücü toplayan, vazgeçmemiş, vazgeçmeyecek ve hasta yataklarından kalktıkları an hazırlanıp eskisi gibi devam edecek kadınlar var. Hasta yataklarından sedyelerle toplantılara taşınan kadınlar var. Konuşamayacak kadar hâlsizler ama yalnızca ruhlarındaki ateşin sönmediğini, canlı olduğunu ve yaşadıkları sürece devam etmeye niyetli olduklarını göstermek için mücadele arkadaşlarının yanında duruyorlar.
Şimdi, kadınların başaramayacağını düşünenlere İngiliz hükümetini şu duruma getirdiğimizi söylemek istiyorum: Hükümet iki alternatifle yüzleşmek zorunda kaldı; kadınlar ya öldürülecek ya da oy hakkına sahip olacak. Bu toplantıdaki Amerikalı erkeklere soruyorum, bu alternatifle karşı karşıya kalsanız, kadınları öldürmek ya da onlara vatandaşlıklarını vermek zorunda kalsanız ne derdiniz? Bu alternatifin tek bir cevabı var, tek bir çıkış yolu var: Kadınlara oy hakkını vermek zorundasınız.
Siz Amerika'da devrim olduğunda kan dökerek ve insan hayatını feda ederek özgürlüğünüzü kazandınız. Siyahları11 özgürleştirmeye karar verdiğinizde insan hayatını feda ederek iç savaşı kazandınız. Sizler ülkenizdeki kadınların kurtuluşu için çalışmayı kadınlara bıraktınız, tüm medeni ülkelerdeki erkekler böyle yaptı. Biz İngiltereli kadınlar başka şekilde yapıyoruz: Bizim için insan hayatı kutsaldır, bir yaşam fedâ edilecekse bu bizimki olmalıdır, diyoruz. Ancak bunu kendimiz yapmayacağız. Düşmanı, bize özgürlüğümüzü vermekle bizi öldürmek arasında karar vermek zorunda kalacağı bir pozisyona sokacağız.
İşte buradayım. Hapishanede olmadığım ara dönemde geldim. Cat and Mouse yasası ile dört kez hapsedildikten sonra geldim, muhtemelen Britanya topraklarına ayak bastığım anda tekrar tutuklanacağım. Sizden bu savaşı kazanmak için yardım istemeye geldim. Tüm mücadelelerin bu en zorunu kazanırsak, emin olun ki, zamanı geldiğinde dünyanın her yerinde kadınların verdikleri mücadeleleri kazanması kolaylaşacak.
