Skip to main content

Doğmamış Nesiller: Güney Kore’deki Düşük Doğum Oranlarının Sorumlusu Feministler mi?

Başak Lambaoğlu

Güney Kore hem gelişmiş teknolojisiyle, şarkı gruplarıyla ve dizileriyle kültürünü iyi pazarlayan hem de geleneklerine bağlı olan bir ülke olarak tanınır. Cho Nam-Joo’nun yazdığı Kim Ji-young, Doğum: 1982[1] adlı kitabı okuduğum zaman Güney Kore’yi gerçekten merak edip araştırma yapmaya başladım. Kitapta Koreli sıradan bir kadının doğumundan başlayarak otuzlarına kadar olan hayatı anlatılır. Kitap, Kore’nin ataerkil yapısını gözler önüne serer. Ben de kitabı okumayı bitirdikten sonra Güney Kore’deki feminizmin ne durumda olduğunu ve bu ataerkil yapıya karşı kadınların ne söz söylediğini öğrenmek istedim. Güney Kore’nin yapısını anlamak için okuduğum internet haberlerinde ve makalelerde ülkedeki ataerkil yapının oluşumu, kadın başına düşen doğum oranlarının düşüklüğü ve 4B hareketi ilgimi çekti. Bu yazıda araştırmalarım sonucu edindiğim bilgileri aktaracağım.

Güney Kore’deki Ataerkil Düşünce Yapısının Gelişimi

Güney Kore yüzyıllar boyunca, özellikle 1392-1910 yılları arasında, etkin olan Konfüçyüsçü düşünce tarzıyla cinsiyet rollerini ve toplumsal normlarını şekillendirmiş bir ülkedir. Konfüçyüsçü düşünceye göre iffetli olmak kadınlar için en yüksek erdem olarak kabul edilir. Aile soyuna ve eşe sadık olmak önemlidir, tek eşlilik savunulur. Dul kadınların bir daha evlenmeleri yasaklanır.[2] Konfüçyüs öğretilerine göre kadınlar gençken babalarına, evlendiklerinde kocalarına, eşleri vefat edince de oğullarına itaat etmelidir.[3]

Güney Koreli kadınların çoğu 20. yüzyıl boyunca aktif bir şekilde çiftliklerde, fabrikalarda veya ailelerine ait işletmelerde çalışır ama evlilerse birincil görevleri aileye ve eve bakmaktır. 1960’lara gelindiğinde ise çok sayıda kadın farklı mesleklerde çalışır ama evlenince veya çocukları olduğunda genellikle işlerini bırakır. Bazı kadınlarsa evli olmalarına rağmen aileye ek bir gelir kazandırmak için satış ve hizmet sektöründe çalışır.[4] 1970’ler ve 1980’lerde sanayi alanındaki gelişmeler ve artan eğitim seviyesiyle birlikte Güney Kore’de kadınların ekonomik faaliyetlerinin doğası değişir. Kariyer odaklı işlerde çalışan kadınların sayısında artış olur. Örneğin, on veya daha fazla çalışana sahip işletmelerde çalışan kadınlar arasında, beş yıl veya daha uzun süre kesintisiz çalışmış olanların oranı, 1985’te yüzde 14’ken 1998’de yüzde 30’a yükselir. Aynı kategorideki erkeklerin oranı ise sınırlı bir artış göstererek yüzde 37’den 48’e yükselir.]5]

Güney Kore’deki Doğum Oranlarının Durumu

Güney Kore dünyadaki en düşük doğum oranına sahip olan ülke ve yıllara göre baktığımızda 2015’ten itibaren doğum oranlarında sürekli bir düşüş olduğunu görüyoruz.[6] 2015’te 19-49 yaşları arasında olan kadın başına düşen ortalama çocuk sayısı 1,24’ken 2023 verilerine göre bu sayı 0,72’ye geriler. Aslında nüfus krizi ilk defa 2015 yılında ortaya çıkmamıştır. 2004 yılında yaşlanan nüfusa karşın doğum oranlarının düşük olduğu fark edilir ve 2005 yılında Kore hükümeti Düşük Doğurganlık ve Yaşlanan Toplum Temel Kanunu’nu çıkarır. 2006 yılında ise ilk Düşük Doğurganlık ve Yaşlanan Toplum Temel Planı oluşturulur ve her beş yılda bir yeni bir plan yapılmasına karar verilir. 2006-2010 planında çocuklu ailelerin ekonomik yüklerini hafifletmek, hamilelik ve doğum desteğini artırmak ile iş ve aile dengesini sağlamak amaçlanır. 2011-2015 döneminde ilk plandan farklı olarak çocuklar ve ergenler için sağlıklı bir büyüme ortamının oluşturulması maddesi vardır. 2016-2020 planında ise gençler için iş olanaklarının sağlanması ve ev sahibi olmanın kolaylaştırılması, kısırlık gibi doğumla ilgili hastalıklar için devletin destek olması, iş ve aile dengesi için ortaya çıkan sorunların giderilmesi hedeflenir.[7] Bu süre zarfında Güney Kore hükümeti doğum oranlarını yükseltmek için 270 milyar dolardan fazla yatırım yapar.[8] 2024 yılında yapılan habere göre önümüzdeki elli yıl içinde ülkede; çalışma çağındaki insanların sayısının yarıya düşmesi, zorunlu askerlik hizmetine katılmaya uygun kişi sayısının yüzde 58 oranında azalması ve nüfusun neredeyse yarısının 65 yaşın üzerinde olmasının beklenmesi bu yatırımların sebebini gösterir nitelikte. Bu durum ülkenin ekonomisi, emeklilik fonları ve güvenliği için tehlike arz eder. Bu yüzden Güney Kore Devlet Başkanı Yoon Suk Yeol, 2024 yılında “demografik ulusal acil durum” ilan eder ve durumu çözmek için yatırımlarını daha da artırır. Bu yatırımların içinde çocuk sahibi olan çiftler için aylık ödemeler, devlet destekli konutların sağlanması ve ücretsiz ulaşım gibi yardımlar olmasına rağmen doğum oranları düşmeye devam eder. [9]

2022 yılında Güney Kore devletinin başkanı seçilen Yoon Suk Yeol seçim döneminde antifeminist ifadelerle sık sık gündeme gelir. Seçim vaatlerinden biri de Cinsiyet Eşitliği ve Aile Bakanlığı’nı kaldırmak olan Yoon, ülkenin düşük doğum oranını feminizme bağlayarak feminizmin erkeklerle kadınlar arasında sağlıklı ilişkiler kurmayı engelediğini söyler.[10] Hükümetin düşük doğum oranlarını sosyal ve ekonomik faktörleri yok sayarak sadece feminizme bağlaması hem halkın feminizme mesafelenmesine hem de cinsiyet eşitliğiyle ilgili yapısal sorunların örtbas edilmesine neden olur. Yazının devamında 4B hareketinden, antifeminist dalgayı besleyen faktörlerden ve Güney Kore’deki düşük doğum oranlarının asıl nedenlerinden bahsedeceğim.

4B Hareketi ve Güney Kore’deki Kadın Düşmanlığının Nedenleri

4B, Korecede “hayır” anlamına gelen ve “bi” hecesiyle başlayan dört kelimeye işaret eder: Bihon heteroseksüel evliliğin, bichulsan doğum yapmanın, biyeonae flört etmenin, bisekseu ise heteroseksüel cinsel ilişkilerin reddedilmesi anlamına gelir. Harekete mensup kadınlar saçlarını kısa kestirip makyaj yapmayı reddeder. Güney Kore’deki erkeklerin ataerkil hatta düpedüz kadın düşmanı olduklarını söylerler.[11] 4B çevrimiçi radikal feminist bir harekettir. Aslında 4B hareketinin sokaklarda tam bir karşılığı yoktur. Kadınların açıkça “Biz 4B hareketini destekliyoruz.” diyememelerinin nedeni ise radikal feminist olmayı bırakın, feminist olmanın bile Kore toplumu tarafından olumsuz olarak algılanmasıdır. Cheon Gwan-yul ve Jeong Han-wool’un yaptıkları ankete göre, yirmili yaşlarındaki Koreli erkeklerin yüzde 58,6’sı feminizme şiddetle karşı çıktıklarını belirtirken yüzde 25,9’u feminizme karşıtlık derecelerini 0 ile 12 arasındaki bir ölçekte 12 olarak işaretler. Bu erkekler aynı zamanda kendilerini feminizmin kurbanı olarak tanımlar.[12]

Kadın düşmanlığını artıran önemli faktörlerden biri ekonomik koşullardır. 1960’lardan 1990’ların ortalarına kadar Güney Kore, ulusal gelirini on katına çıkararak büyük bir gelişme kaydeder. Ancak 1997 yılında gerçekleşen Asya mali krizi bu büyümeyi engeller. Kore’deki büyük şirketlerin iflas etmesi ve yabancı yatırımcıların Kore’ye karşı güven kaybetmeleri, ülkeyi çok zor bir duruma sokar. Kriz işsizliğin artmasına yol açar ve hükümet esnek bir işgücü piyasası oluşturur.[13] Bu esneklik orta yaşlı insanlar için iş güvencesini kaybetmek, gençler içinse kısa dönemli sözleşmelerle çalışmak anlamına gelir.[14] Bu da güvencesiz bir işçi sınıfı oluşturur. İş bulmanın hâlihazırda güç olduğu bu ortamda, erkeklerin yalnızca erkeklerle değil kadınlarla da rekabet etmek zorunda kaldıklarını düşünmeleri, genç erkekler arasında ortaya çıkan kadın düşmanlığına zemin hazırlar. Ancak genç erkeklerin gözden kaçırdığı şey, kadınların da aynı zorlu koşullarda iş bulmaya çalıştıklarıdır.[15]

1998-2005 yılları arasında Güney Kore’de kadın hakları açısından önemli kazanımlar elde edilir. Mesela, 2000 yılında askerlik yapan erkeklere memuriyet sınavlarında ek puan tanıyan sistem kaldırılır ve 2001’de Cinsiyet Eşitliği ve Aile Bakanlığı kurulur.[16] 2005’te yalnızca ailedeki erkeklerin (baba, koca ve oğul) hane reisi olarak kaydedilebildiği aile kayıt sistemine dair yasa kaldırılır. Bu yasa kaldırılmadan önce, kadınlar babalarının hane reisi olduğu aile kütüğüne dahil edilir ve evlendikten sonra kocalarının aile kütüğüne geçirilirdi.[17] Kadınların bu hakları elde etmesi Koreli erkeklerin kendilerini dezavantajlı bir konumda hissetmelerine ve öfkelenmelerine sebep olur. 2010’da Ilbe[1]8 adlı, kadınları hedef alan paylaşımların yapıldığı bir internet sitesi kurulur. 2015 yılında bu site, kadınlara yönelik nefret söylemi ve suç işlenmesi iddiaları nedeniyle kapatılır ama faaliyet gösterdiği beş yıl içerisinde kadın düşmanlığı yükselişe geçer.[19] Ilbe topluluğu kadınları aşağılamak için kavramlar yaratır. Örneğin, toenchangnyŏ kelimesi lüks eşyalar satın almak için erkeklerin maddi desteğine güvenen, genellikle ucuz yerlerde yemek yiyen ama sırf gösteriş yapmak için Starbucks’ta kahve içen üniversiteli kızları aşağılamak için kullanılır. Kimch’inyŏ kelimesi, sevgilisinden pahalı hediyeler bekleyen otuzlu yaşlarındaki “bedavacı” kadınları aşağılamak için kullanılır. Posŭl ach kelimesi ise cinselliğini kullanarak erkeklerden fayda sağlayan kadınları belirtir.[20] Ilbe üyeleri bu tarz kelimeler kullanarak, meme’ler ve sosyal medya gönderileri paylaşarak kadınlarla alay eder. Buna karşılık olarak 2015 yılında Megalia isimli feminist bir çevrimiçi platform kurulur. Burada Ilbe’yi, yansıtma adını verdikleri teknikle –tabiri caizse Ilbe’nin kendi yöntemiyle– alt etmeye çalışırlar.[21] Yani kadınları aşağılamak için kullanılan bu terimlerin erkekleri aşağılayan benzerlerini üretirler. Bununla Koreli erkeklerin kadın düşmanlığını gözler önüne sermeyi amaçlarlar. Bu hareketin etkisi büyük olur. Örneğin, 2015’te Soranet adlı internet sitesinde cinsel istismar görüntüleri ve umumi tuvaletlerde gizli kamera ile çekilen fotoğraflar yayınlanır ve Megalia platformunun baskıları sonucunda bu site yasaklanır.[22] 2016 yılında bir adam “kadınların onunla ilgilenmediği” gerekçesiyle bir metro istasyonun tuvaletinde tanımadığı bir kadını öldürür. Bu durum çevrimiçi sitelerde üretilen kadın düşmanlığının somut karşılıklarının olabileceğini gösterdiğinden kadınların tehdit altında hissetmesine neden olur. Cinayetin ardından binlerce kadın metro istasyonuna giderek gece yürüyüşleri ve eylemler düzenler. Kadınlar, bu eylemlerde “O öldü ve ben hayatta kaldım.” ve “Erkekler potansiyel suçlu, kadınlar potansiyel mağdur.” gibi sloganlar atar. Öldürülen kadını anmak için metro istasyonuna çiçekler ve not yazdıkları küçük kâğıtlar bırakırlar.[23] 4B hareketinin başlamasının sebebi olarak da bu olay gösterilir.

Düşük Doğum Oranlarının Gerçek Nedenleri

Güney Kore’deki düşük doğum oranlarının altında sosyal, ekonomik ve kültürel birçok sebep yatıyor. İlk olarak ekonomik zorluklar ve iş güvencesizliğinden bahsedebiliriz. İşten çıkarılıp çıkarılmayacağını bilmemek, düzenli bir gelire sahip olmamak ve yaygın işsizlik gibi nedenlerden dolayı kadınlar çocuk yapmak istemiyor. Bir başka sebep olarak Korelilerin eğitim almak ve kariyer yapmak için ciddi baskı altında olmasını gösterebiliriz. Çok büyük bir rekabet ortamının olması ve üretkenliğe atfedilen önem, kadınların çocuk sahibi olma kararını etkiliyor. Kadınlar çocuklarının rekabet ortamında büyümelerinden ve bu nedenle mutsuz olmalarından endişe duyuyor.[24] Kadınlar geleneksel Kore toplumunda çocuk bakarken yalnız bırakılıyor, çocuğun tek ebeveyni kadınlarmış gibi davranılıyor. Bu nedenle kadınlar çalışırken bir yandan da çocuk büyütme sorumluluğunu tek başlarına yüklenmek istemiyor. Çocuk yapan kadınlar çocuğa sadece kendileri baktıkları için pişman olabiliyor.[25]

Evli olmayan kadınların çocuk sahibi olmasının toplumda hoş karşılanmaması da ülkedeki düşük doğum oranlarının sebepleri arasında gösterilebilir. Bekâr veya eşcinsel kadınlar çocuk yapmak istese bile çoğunlukla donör sperm kullanamıyor çünkü kime hizmet vereceklerini kendileri belirleyen sperm bankaları genelde bekâr kadınlara bu hizmeti sağlamıyor.[26] 2022 yılında doğumların yalnızca yüzde 2’si evlilik dışında gerçekleşmiş.[27] Bu veri bekâr kadınların çocuk sahibi olmasına hoş bakılmaması ile düşük doğum oranları arasındaki ilişkiyi destekler niteliktedir.

Sonuç

Güney Kore’deki düşük doğum oranlarının nedeni kadınların feminist olması değil. Kadınların çocuk sahibi olmamalarının sebeplerine ekonomik zorluklar, kariyer baskıları, toplumsal cinsiyet rolleri ve hukuki engeller gibi birçok faktörü gösterebiliriz. Güney Kore’deki kadınların çocuk yapmak istemesi için ülkedeki ataerkil düşünce yapısının değiştirilmesi ve kadınların çocuk sahibi olduktan sonra işlerini güvence altına alan yasal düzenlemelerin getirilmesi gerekir. Politikacılara düşen ise antifeminist söylemlerden kaçınarak kadınlar ile erkekler arasındaki kutuplaşmayı derinleştirmemektir.

Ataerkil pratiklerin bu kadar yoğun olduğu bir ülkede 4B hareketi gibi radikal bir hareketin ortaya çıkması beklenmedik değildir. Bu hareket aynı zamanda dünyadaki diğer ülkelerden kadınların da ilgisini çekmiştir çünkü kadınlar farklı şekillerde de olsa daima ataerkil pratiklerle karşılaşıyor. Örneğin, Amerika Birleşik Devleri’nde kürtaj karşıtı ve hakkında –bir kısmı mahkeme tarafından kesinleştirilmiş– birçok cinsel taciz iddiası bulunan Donald Trump yeniden başkan seçildikten sonra, 4B hareketiyle ilgili Google aramaları yüzde 450 oranında arttı.[28] Sosyal medyada Amerikalı kadınlar 4B hareketiyle ilgili videolar paylaşarak feminizmi, kadın haklarını ve toplumsal cinsiyet eşitsizliklerini tartışmaya açtılar.[29] 4B hareketinin global etkilerini ve bu gibi hareketlerin kültürleri etkileyebileceğini görüyoruz. Tabii ki bu hareketin dünyaya yayılması tüm kadınların 4B hareketine katılarak erkeklerle ilişkisini kesmesine neden olmayacaktır. Ancak toplumsal cinsiyet eşitsizliklerinin ve ataerkil pratiklerin sorgulanması için 4B ve benzeri feminist hareketlerin yayılması ve araştırılması, hem kadınların bu konular hakkında farkındalık kazanmasını sağlayabilir hem de ataerkil düzenle mücadele eden kadınlara yol gösterebilir. Ayrıca birlik olunduğunda yalnızca kadınların bireysel farkındalığı artmakla kalmaz, aynı zamanda hükümetlerin cinsiyetçi politikalarının değiştirilip dönüştürülmesine de katkı sağlanabilir.

 

 

[1] Cho Nam-Joo, Kim Jiyeong-Doğum: 1982, Betül Tınkılıç (çev.), İstanbul: A7 Kitap, 2021.

[2] Bernadine Grace Alvania Manek, “Confucian Historical Narratives and Misogynic Culture in South Korea”, Journal of Asian Social Science Research (5), 2023, s. 53-54.

[3] Semine İmge Azertürk ve Tuğçe Akman, “Konfüçyüs’ün Kadın Görüşü Üzerine”, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi 19 (1), 2018, s. 8.

[4] Minja Kim Choe, “Modernization, gender roles, and marriage behavior in South Korea”, Transformations in Twentieth Century Korea, Yun-shik Chang ve Steven Hugh Lee (der.), Londra: Routledge, 2006, s. 253.

[5] A.g.e., s. 294.

[6] OECD’nin 2015-2021 arasındaki verilerine göre.

[7] Jungha Yun ve Chae Young, “Kim Birth Rate Transition in the Republic of Korea: Trends and Prospects”, Journal Of Korean Medical Science 37 (42), 2022, s. 6. <https://jkms.org/DOIx.php?id=10.3346/jkms.2022.37.e304>

[8] “Güney Kore’de doğurganlık oranı rekor seviyede düştü”, 28 Şubat 2024, 13 Eylül 2024 tarihinde erişilmiştir. <https://www.ntv.com.tr/dunya/guney- korede-dogurganlik-orani-rekor-seviyede-dustu,KQz5-KphFkapkm9n- WjVbg>

[9] Jean Mackenzie, “Why South Korean women aren’t having babies”, 28 Şubat 2024, 15 Eylül 2024’te erişilmiştir. <https://www.bbc.com/news/world- asia-68402139>

[10] Amy Gunia, “How South Korea’s Yoon Suk-yeol Capitalized on Anti- Feminist Backlash to Win the Presidency”, 10 Mart 2022, 15 Eylül 2024 tarihinde erişilmiştir. <https://time.com/6156537/south-korea-president- yoon-suk-yeol-sexism/>

[11] Anna Louie Sussman, “A World Without Men The women of South Korea’s 4B movement aren’t fighting the patriarchy—they’re leaving it behind entirely.”, 08 Mart 2023, 13 Eylül 2024 tarihinde erişilmiştir. <https://www. thecut.com/2023/03/4b-movement-feminism-south-korea.html>

[12] S. Nathan Park, “Why So Many Young Men in South Korea Hate Feminism”,
23 Haziran 2021, 13 Eylül 2024 tarihinde erişilmiştir. <https://foreignpolicy. com/2021/06/23/young-south-korean-men-hate-liberals-feminists/>

[13] David T. Coe ve Se-Jik Kim, “Korean Crisis and Recovery”, 12 Eylül 2002, 13 Eylül 2024 tarihinde erişilmiştir. <https://www.imf.org/external/pubs/nft/ seminar/2002/korean/>

[14] Youngmi Kim, “Mirroring Misogyny in Hell Choson: Megalia, Womad, and Korea’s Feminism in the Age of Digital Populism.”, European Journal of Korean Studies 20 (2), 2021, s. 107-108.

[15] A.g.e., s. 116

[16] A.g.e., s. 107.

[17] A.g.e., s. 108.

[18] Ilbe aşırı sağcı, antifeminist, göçmen ve LGBTİ+ karşıtı içerikleriyle tanınan bir platformdur.

[19] Youngmi Kim, “Mirroring Misogyny in Hell Choson: Megalia, Womad, and Korea’s Feminism in the Age of Digital Populism.”, European Journal of Korean Studies 20 (2), 2021, s. 108-109.

[20] A.g.e., s. 112.

[21] A.g.e., s. 110.

[22] A.g.e., s. 110.

[23] A.g.e., s. 110-111.

[24] Jean Mackenzie, “Why South Korean women aren’t having babies”, 28 Şubat 2024, 15 Eylül 2024’te erişilmiştir. <https://www.bbc.com/news/world- asia-68402139>

[25] Jean Mackenzie, “Why South Korean women aren’t having babies”, 28 Şubat 2024, 15 Eylül 2024’te erişilmiştir. <https://www.bbc.com/news/world- asia-68402139>

[26] Susanné Seong-eun Bergsten, “Single Women in South Korea Have Rights to a Family Too”, 23 Kasım 2020, 28 Ocak 2025 tarihinde erişilmiştir. <https:// www.hrw.org/news/2020/11/23/single-women-south-korea-have-rights- family-too>

[27] Jean Mackenzie, “Why South Korean women aren’t having babies”, 28 Şubat 2024, 15 Eylül 2024’te erişilmiştir. <https://www.bbc.com/news/world- asia-68402139>

[28] Jonny Walfisz, “Profile: What is the 4B movement and why is it trending online?”, 8 Kasım 2024, 30 Ocak 2025 tarihinde erişilmiştir. <https://www. euronews.com/culture/2024/11/08/profile-what-is-the-4b-movement-and- why-is-it-trending-online>

[29] Jonny Walfisz, “Profile: What is the 4B movement and why is it trending online?”, 8 Kasım 2024, 30 Ocak 2025 tarihinde erişilmiştir. <https://www. euronews.com/culture/2024/11/08/profile-what-is-the-4b-movement-and- why-is-it-trending-online>

Turkish