Merhaba,
2025 yılının 8 Mart haftasında bü'de kadın gündemi'nin 48. sayısıyla sizleri selamlıyoruz.
Kadına yönelik şiddet ve kadın cinayetleri, Türkiye'de ve dünyada kadın hareketlerinin öncelikli gündemleri arasında yer almaya devam ediyor. bü'de kadın gündemi'nin bu sayısında kadına yönelik şiddetin giderek vahşileştiği ve derinleştiği politik iklimi anlamayı, şiddetle mücadelenin yöntemlerini görünür kılmayı hedefliyoruz.
Bu yıl, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü kapsamında kampüsümüzde çeşitli etkinlikler düzenledik. 25 Kasım'da Neler Yaptık? dosyasının "25 Kasım'da Neler Yaptık: Mor İğnemizle Direnişe Devam!" başlıklı giriş yazısında yaptığımız etkinliklerin detaylarını okuyabilirsiniz. Günümüz şiddet iklimini ve bunun politik arka planını, şiddetle mücadele yollarını ve şiddeti dönüştürücü mekanizmaları ele aldığımız "Şiddetin Değişen Yüzü ve Mücadele Yolları" adlı panelin metnini bu dosyada bulabilirsiniz. Bununla birlikte "2024 Yılında Kadın Cinayetleriyle İlgili Haberlere Bakış" adlı yazı, geçtiğimiz yıl medyaya yansıyan kadın cinayetleri ve kadına yönelik şiddet haberlerini analiz ediyor. Bu yazı, şiddetin nasıl derinleştiğine ve şekil değiştirdiğine odaklanırken toplumda infial yaratan olaylar üzerinden kadın cinayetlerinde ve şiddet haberlerinde ortaklaşan noktalara işaret ediyor. Alev Özkazanç ile günümüzde şiddetin değişen biçimleri, şiddetle mücadelenin eksik kalan yönleri ve yeni yöntemlerini ele aldığımız bir söyleşi gerçekleştirdik. Alev Özkazanç'la şiddetin değişen boyutları üzerine yaptığımız söyleşiyi aynı dosyada sizlere sunuyoruz.
Şiddet, izlediğimiz dizilerden dinlediğimiz şarkılara kadar her alanda karşımıza çıkarak toplumsal normları şekillendiriyor. Popüler Kültürde Cinsiyetçilik ve Kadına Yönelik Şiddet adlı dosyada medyanın etkisiyle hayatımıza giren ifadelerin dilimizde eve düşünce dünyamızda cinsiyetçi pratikleri körüklediğini ve şiddeti yaygınlaştırabilecek potansiyele sahip olduğunu ele alıyoruz. "Kimsenin Hayalet Olmadığı Bir Modern İlişki Mümkün Mü? Kimler Geldi Kimler Geçti Dizisine Bir Bakış" başlıklı yazı, günümüz ilişkilerini konu eden dizinin flört ilişkilerine dair kavramlarla kurduğu anlatıyı analiz ediyor. "Aydilge ile Müzik Sektöründe Cinsiyetçilik Üzerine Söyleşi" ise cinsiyetçi söylemler ve şiddeti normalleştiren şarkı sözlerinin toplumdaki etkisini ve müzik endüstrisinde cinsiyetçilikle mücadele etmek için neler yapılabileceğini irdeliyor.
Geçtiğimiz yıl, başta Ortadoğu olmak üzere birçok bölgede kadına yönelik şiddetin, baskının ve hak ihlallerinin derinleştiği bir dönem oldu. Boğaziçi Üniversitesi Kadın Araştırmaları Kulübü (BÜKAK) olarak yaptığımız çevirilerle gücnel durumda kadınların gündemlerini görünür kılmayı hedefliyoruz. Megan Clement'in yazdığı "Gisèle Pelicot Dünyayı Değiştirdi" adlı yazı, yakın zamanda görülen Gisèle Pelicot davası üzerinden Fransa'daki tecavüz kültürünü ve kamuoyunda konuya ilişkin zihniyetin zaman içindeki değişimini inceliyor. Sajjan M. Gohel tarafından yazılan "Suriye, Kadın Hakları Olmadan Başarısız Devlet Olma Riskiyle Karşı Karşıya" adlı çeviri, Suriye'de Esad rejiminin düşmesi ardından yönetime el koyan Heyet Tahrir el-Şam'ın (HTŞ) siyasal duruşunun kadın hakları açısından yol açtığı riskleri vurguluyor. Mariam Safi ve Ayesha Khan'ın yazdığı "Afganistan'daki Yeni Ahlak Yasası Yalnızca Kadınların Sesini Kısmıyor: Bu Toplumsal Cinsiyet Temelli Bir Apartheid Rejimidir" adlı yazı ise Taliban rejiminin Afganistan'da kadın haklarını kısıtlamaya dönük koyduğu yasaların ve kuralların nasıl toplumsal cinsiyet temelli ayrımcılığı derinleştiren bir baskı rejimine dönüştüğünü, uluslararası toplumun ve siyasal aktörlerin bu rejimin inşasına nasıl göz yumduğunu anlatıyor. Bu yazıları Çeviriler adlı bölümde sizlere sunuyoruz.
Peki, toplumsal cinsiyet eşitliğinin var olduğu, adil olmayan toplumsal dinamiklerin tersine döndüğü ve feministler olarak taleplerimizin somut karşılıklar bulabildiği bir dünya mümkün mü? "Adım Adım Yükselen Kadınlar: Gioconda Belli'nin Kadınlar Ülkesi Adlı Kitabına Bir Bakış" başlıklı yazıda hayalî bir ülke olan Faguas'ta kadınların kurduğu Erotik Sol Parti'nin iktidara gelişi ve bu yönetiimin uygulamaya koyduğu radikal politikalar değerlendiriliyor. Ataerkil düşünce yapısı sadece bir ütopyada değil, gerçek dünyada da radikal pratiklerin ortaya çıkmasını tetikleyebilir. Tıpkı Güney Kore'de ortaya çıkan 4B hareketi gibi. "Doğmamış Nesiller: Güney Kore'deki Düşük Doğum Oranlarının Sorumlusu Feministler mi?" adlı yazı, 4B hareketini ve kadınların çocuk sahibi olmak istememesine yol açan faktörleri ele alıyor. Bu iki yazıyı Serbest Yazılar dosyasında okuyabilirsiniz.
Bu yıl 8 Mart'ın bizim için ayrı bir önemi var: BÜKAK'ın kuruluşunun üzerinden tam 25 yıl geçti. BÜKAK 25 yıldır kadınların gündemini kampüse taşıyor. Çeyrek asırdır düzenlenen her etkinlikte, hazırlanan her afişte, yazılan her merhaba'da ilmek ilmek büyütülen dayanışmanın izleri var. Sazıyla, sözüyle, yazdığıyla, çizdiğiyle, bir araya geldiği her yerde mücadeleye devam eden; yolu BÜKAK'tan geçmiş, dayaşnışmamızı büyüten herkesi sevgiyle selamlıyoruz.
Nice 25 yıllara...
