Mücadeleci… En çok bu kelime anlatır Nilay’ı herhalde. Hem kişisel hayatında verdiği türlü mücadele, eylemlerdeki mücadelesi hem de yeşil sahalardaki… Futbol antrenörüydü Nilay. Kızlara futbolu öğretiyordu. Erkek egemenliğinin hâkim olduğu yeşil sahaları kızlar için de erişilebilir kılmak gibi bir görev edinmişti kendisine. Futbola dair birikimiyle birlikte aktivizmini, ideallerini de taşımıştı sahaya. İdeallerini oluşturduğu üniversite yıllarında BÜKAK’la da tanışmıştı. Kadın mücadelesini önemsiyordu ama feminizme önyargılıydı başta, acaba feminizm işçi mücadelesini böler miydi ya da sınıf çelişkisini görünmezleştirir miydi? Geçmişte benimsediği bu öğretiye rağmen hiç geri durmadı tartışmaktan. Merak etti, öğrenmeye çalıştı, sordu hep. Bir kadın olarak ailemizde, okulumuzda, mahallemizde, kısaca toplumda neler yaşadık, neler yaşıyoruz diye konuştuk, tartıştık. Öğrendik hep birlikte. Bu merakı ve mücadelesi hep ayakta, canlı tutardı onu.
Şimdi tüm öğrendiklerimizle, birlikteliğimizle, sevgimizle sana veda ediyoruz. Güzel arkadaşımız, güleryüzlü dostumuz, kızkardeşimiz… Rahat uyu, mücadelen devam ediyor ve edecek ta ki “yeryüzünde kur- tulmamış tek bir kadın kalmayana dek” – Şirin Tekeli’nin dediği gibi.
Nilay’ı anmanın bir yolunun BÜKAK’tayken yaptığı söyleşiyi okuyucularla yeniden buluşturmak olabileceğini düşündük. İyi okumalar.
