Skip to main content

Kadınlar Söylüyor Dinletisi Süreç Değerlendirmesi

Dilruba Akdağ
Hümeyra Demirkaya

Sözler gelip geçsin diyedir, öfke sen bekle
Örselendin ağrıdın oyuldun, henüz değil ölüm
Ten bekle
Bağırmalıyım, çığlığım kıştan ilkyaza değmeli

Bu yazıda Boğaziçi Üniversitesi Folklor Kulübü (BÜFK), Boğaziçi Üniversitesi Kadın Araştırmaları Kulübü (BÜKAK) ve Boğaziçi Üniversitesi Oyuncuları’nın (BÜO), 6 Mart 2023 tarihinde seyirciyle buluşan Kadınlar Söylüyor dinletisinin süreç değerlendirmesini aktaracağız. Kadınlara açık kurduğumuz çalışma alanları, 6 Şubat depreminin birinci ayında kadınlar olarak düzenlediğimiz anma etkinliği, hazırlık ve çalışma süreçleri, dramaturji tartışmaları sürecin değerlendirme noktalarını oluşturacak.

Kampüste 8 Mart dönemlerinde kadın konserleri düzenlemek neredeyse 30 yıllık bir geleneğe dayanıyor. 90’lı yılların başlarında Feminist Kadın Çevresi’nin (FKÇ) 8 Mart etkinliklerinde “kadın şenlikleri” kapsamında düzenlenen konserler, daha sonra BÜKAK’ın kurulmasıyla birlikte bü’de kadın şenliği’nde düzenlenen kültür sanat etkinlikleriyle devam etti. Bizler bu geleneği sahiplenerek bu yıl 8 Mart’ta bü’de kadın şenliği kapsamında kadınlardan oluşan bir konser hazırlamaya karar verdik.

Her yıl bü’de kadın şenliği’ni kadınların gündeminde olan konular kapsamında düzenliyoruz; konserlerimizi, oyunlarımızı, panel ve sergimizi bu bağlamda oluşturuyoruz. Bu yılki şenlik hazırlıkları ülke gündemine hâkim olan, binlerce insanın hayatını kaybettiği 6 Şubat depremi ve sonrasındaki döneme denk geldi. Depremden kaynaklı çalışmalarımıza ara verdik ve Türkiye’deki birçok grup gibi ne tür destek mekanizmaları kurabileceğimizi tartışmaya başladık. Aynı zamanda BÜFK, BÜO ve BÜKAK’tan öğrenciler bir araya gelip deprem dönemindeki politikalarara yönelik gündem tartışmaları düzenledik. Bu politikaların insan yaşamı yerine ekonomik büyüme odaklı olmasını ve afet gibi dönemlerde yıkımın aldığı boyutu; yıkımın kadınlar, yaşlılar, çocuklar gibi sistemik eşitsizliklerden etkilenen gruplar üzerindeki etkilerini tartıştık.

Bu yıl, 8 Mart haftası etkinliklerimizi deprem gündemini de göz önünde tutarak düzenledik. Depremin 1. ayına denk gelen 6 Mart günü aynı zamanda 8 Mart Haftasının ilk gününe denk geliyordu. Kampüsteki kadınlar olarak depremde kaybettiklerimizi anmak ve bir arada durmanın önemini vurgulamak için haftaya anma etkinliğiyle başlamaya karar verdik.

Hazırlık ve Çalışma Dönemi

Türkiye gündemini derinden etkileyen depremle beraber etkinlik içeriğini tartıştık ve farklı formatları değerlendirdik. Son noktada şiirler ve şarkılardan oluşan kısa bir dinleti formatında ortaklaştık. Ana temasını “isyan ve umut” olarak belirlediğimiz etkinliği ev, geri dönüş, uzak kalmak, barış, birlikte yaşam, kabullenmemek ve yeni bir yaşam kurmak gibi yan temalarla destekledik.

8 Mart haftasına girerken BÜFK, BÜO ve BÜKAK’lı kadınlar olarak feminist dramaturji çalışması ve kadınlara açık kamusal alanlar tartışmasıyla, kadınlara açık alanlar kurmanın önemini tartıştık. Ardından anma etkinliği kapsamında oluşturulacak repertuarı konuştuk. Tiyatrocu ve müzisyen kadınlarla beraber belirlediğimiz temalar etrafında kadın şair ve müzisyenlerden eserler taradık. Mezunların desteğiyle repertuar ve şiir önerilerini oluşturduk ve bir akış hazırladık.

Hazırlık sürecinde anma etkinliği formatında düşünülebilecek farklı eylemlilikler tartışıldı. Bu etkinlikte olayların üzüntüsünü derinden yaşayan kadınlar olarak deprem bölgesiyle dayanışma göstermeyi amaçlamıştık. Bu yüzden etkinliğe “Kadınlar Söylüyor” pankartıyla çağrı yaptık: “Kadınlar barış için, umut için, özgürlük için, mücadele için, isyan için, yaşam için söylüyor.”

Dramaturji Notları

Uyutamaz beni ninniler şimdi
Ve gürültüler uyandıramaz
Her şey sessiz
Her şey dümdüz olsa ne gezer
Saçlarım hala asi, hala yaramaz.

Kaybettiğimiz canları anmak; seslerimizle bir anda değişen yaşamlara, hayatta kalsalar bile yerinden yurdundan olan insanlara, çok kültürlü yapısı değişen şehirlere uzanmak istedik. Deprem bölgesinde olan şehirlerin çok dilli oluşundan hareketle, bölgedeki çokkültürlülüğe vurgu yapmak için Arapça, Kürtçe, Türkçe ve Ermenice şarkılar seçtik. Ev, geri dönüş, isyan, umut, birliktelik, uyanış temaları çerçevesinde kadın ağzı şarkılardan ve şiirlerden bir seçki oluşturduk.

Güney Meydan ve steplerde insanları “Jîn û Hebûn” ve “Uyu Deme, Uyuyamam” ile konser alanına davet ettik. “Jîn û Hebûn” yaşam ve varoluş anlamına gelen Kürtçe bir parça. Görmezden gelinen, yok sayılan kadınların seslerine “Haykırırım dağlara taşlara” diyerek ses verdik. Deprem politikalarının eksikliğini, yönetilemeyen afet sonrası süreci ve devletin tüm koordinasyonsuzluğunu görmezden gelemeyeceğimizi vurgulamak için “Uyu deme, uyuyamam” dedik.

İlk bu sabah
İlk bu sabah göğü görmedim
İlk bu sabah kayısı çiçeklerini
Hüzün ilk kez konuk gibi gelmedi

Konser alanında, Gülten Akın’ın dörtlüğü hepimiz için farklı bir sabahı ifade ediyordu; uyanışı, isyanı, birlikte olmayı, umudu, barışı…

Şiirler, hüzünlü sesiyle kalbimize dokunan Feyruz’un “Wa Habibi” eserinin üzerine okundu. Feyruz’un yaşanan iç savaşta arkasında büyük yıkım ve keder bırakan Lübnan ve Orta Doğu’ya “habibi (sevgili)” diyerek seslendiği gibi biz de depremde yerle bir olan, bizleri hüzne boğan şehirlerimize “Wa Habibi (Ah Sevgilim)” diye seslendik. Ermenice aşk şarkısı “Mşo Ahçik (Muşlu Kız)” ile konserimize devam ettik. Kürtçe ninniler olan “Lori (Ninni)” ve “Enfal” ile ninnilerin içinden bir kadının haykırışlarını duyduk. İnsan yaşamı yerine savaşa, öldürmeye yatırım yapan politikalara karşı “Bu savaş kimin savaşı?” dedik. Deprem doğal bir afet olsa da bu yıkım doğal değil dedik. Pir Sultan Abdal’ın “Kollarım çözmeye dost sen mi geldin?” sözleriyle birlikteliğe çağıran “Bülbüller Ötüyor” ile devam ettik. Ardından, Aşık Mahzuni’nin “Yine Bahar Geldi”siyle “Korkarım ki dosta ermez yollar” dedik.

Sözler gelip geçsin diyedir, öfke sen bekle
Örselendin ağrıdın oyuldun, henüz değil ölüm
Ten bekle
Bağırmalıyım, çığlığım kıştan ilkyaza değmeli

Umutsuzluğa Gülten Akın’ın dizeleri ve Füruğ Ferruhzad’ın kalemiyle cevap verdik: Bizler sözümüzü söylemeye, şarkılarla ve şiirlerle seslerimizi yükseltmeye devam edeceğiz çünkü “Ses, sadece ses kalıcıdır.” dedik. Kaybettiklerimizi anarken isyanın ve umudun sesini yükselttik. Son olarak “Rojek Tê (Gün Gelecek)” ile özgür, savaşsız, gamsız, mutlu, aydınlık bir günün geleceği umuduyla dinletimizi sonlandırdık. Kampüsteki tüm kadınları 8 Mart’a, dayanışmaya, birlikte olmaya çağırdık. Dinletinin sonunda dalımızdan koparılsak da başımızı eğmeyeceğimizi, dirençli olmaya devam edeceğimizi söyledik; umuda, yaşamaya olan inancımızı Gülten Akın’ın “Sardunya” şiiriyle dile getirdik.

Fesleğen ekiyor, sardunya dikiyorum
Bitiyorum arsızlığına çimenin çiçeğin
Arsızlık bugünden geri
Umut ve direnç demektir
Sokulmak demektir yaşamın koynuna
Özdeşlik demektir yaşamla.
İnan olsun dostlar, inan olsun
Dalından kopan sardunya
Bozulmadı bi kez, eğmedi başını
Açmayı sürdürdü diktiğim toprakta.

Turkish