Skip to main content

Hıristiyan İlahiyatından Radikal Feminizme: Mary Daly

E. Esra Taş
Feminist filozof ve ilahiyatçı Mary Daly, kendini “radikal lezbiyen feminist” olarak tanımlıyordu. 40 yıl boyunca ataerki, din ve erkek tanrıya zekice ve tutkuyla ortaya koyduğu argümanlarla karşı koydu. Bir yandan da dili cinsiyetçi formlardan arındırıp kelimelerin gücünü kadınlara geri kazandıracak çalışmalarıyla da ünlendi. Onun için kadın ve erkek içkin olarak farklı var olma’lardı; biri yaşam, biri ölüm ile ilintiliydi.

Mary Daly, 1928 yılında ABD’nin New York eyaletinde Katolik bir ailede doğdu. 1999 yılında tartışmalı bir süreçle “emekli” edilene dek otuz üç yıl boyunca çalıştığı Boston Üniversitesi dahil olmak üzere çocukluğundan itibaren hem eğitim hem çalışma hayatı Katolik okullarda geçti. Lisans ve yüksek lisansını İngiliz dili üzerine yapan Mary Daly, ilk doktorasını din üzerine yapsa da o yıllarda ABD’de Katolik okullarında kadınların ilahiyat alanında lisansüstü çalışmalar yapmalarına hâlâ izin verilmiyordu. Bu nedenle İsviçre’ye giderek yine Katolik geçmişe sahip bir üniversitede ilahiyat ve felsefe alanlarında iki doktora daha yaptı. Mary Daly, Hıristiyanlığı 70’lerin başlarında reddetse de bu alandaki uzmanlığından ve yaptığı çalışmalardan beslenmeye devam etti.

Cizvitler tarafından yönetilen Boston Üniversitesi’nde 1967 yılından itibaren ilahiyat fakültesinde ders vermeye başlayan Mary Daly, bir sonraki yıl yayımladığı ilk kitabı The Church and the Second Sex [Kilise ve İkinci Cins] Katolik Kilisesi’nin kadın düşmanlığını ve baskıcılığını ifşa ettiği için üniversite yönetimi tarafından işine son verilmek istendi. Fakat 1500 erkek öğrencinin (Boston Üniversitesi, 1970 yılına dek sosyal bilimler alanına kadın öğrenci kabul etmiyordu) Mary Daly lehine tepki koymasıyla yönetim Mary Daly’ye kadro sağlamak durumunda kaldı.

Ne var ki benzer bir tablo 1998 yılında bir erkek öğrenci üniversiteye ayrımcılık suçlamasıyla dava açtığında yaşanamadı. Suçlamanın sebebi, Mary Daly’nin ileri seviye feminist etik derslerine erkek öğrencileri almayı reddetmesiydi. Sınıfta erkeklerin bulunmasının sınıf içi tartışmayı engellediğini savunan ve bu derslerin kadınların özgürce konuşabildiği bir alan olması konusunda ısrarcı olan Mary Daly, bu dersleri erkek öğrencilerle yapmaktansa dersleri iptal etmeyi tercih ediyordu. Bu tavrı, üniversite yönetiminden defalarca uyarı almasına sebep olsa da en nihayetinde muhafazakâr bir hak örgütü tarafından desteklenen bir öğrencinin açtığı dava ile sorun zirveye ulaştı. Bu süreç mahkeme dışında yapılan bir anlaşma sonucu Mary Daly’nin emekli edilmesi ile sonuçlandı. Üniversite yönetimi, bu durumu kamuoyuna bir uzlaşma olarak yansıtsa da ilerleyen zamanlarda Mary Daly bu konuyla ilgili üniversiteden istifa etmediğini, görevinden uzaklaştırıldığını söylemeye devam etti.

Hayatı boyunca radikal ve ödün vermez tavırlarıyla tanınan, radikal feminizmin önde gelen isimlerinden Mary Daly’nin eserleri de elbette onun bu duruşlarını yansıtmaktadır. En ünlü kitabı Gyn/Ecology: Radikal Feminizmin Metaetiği dünyanın her yerinde ve ataerkinin her döneminde ataerkinin kadınları ezen pratiklerini inceler ve bu zulmü sürdüren örüntüleri ortaya koyar. Önceki kitaplarında ataerki, ataerkinin tarihi ve dinle ilişkisini araştıran Mary Daly, Gyn/Ecology’den itibaren odağını kadınlara ve kadınların ataerki baskısı altında bilinçdışına itilmiş kapasitelerine çevirir. Kitabın isminde de kullandığı “kadın/ekoloji” kavramından ilerleyerek kadınlığı biyofili, doğa ve hayat verme gücüyle ilişkilendirir. Bunun karşısına ise erkekliği ve onunla ilişkilendirdiği nekrofiliyi koyar. Ortaya koyduğu bu ikilik, ataerkil toplumun dünyayı yaşanamayacak hâle getirene dek ona zarar vermesinden de kaynaklanır. Erkeklik ve ataerki, her şeye ölüm bulaştırır. Mary Daly’yi ilgilendiren de biyofili ve nekrofili arasındaki savaştır.

Radikal ekolojik feminist çizgisini ortaya koyduğu Gyn/Ecology’de aynı zamanda liberal feminizmin eşitlik anlayışına ve transseksüelliğe dair eleştirileri de yer alır. Liberal feminizmin eşitlikçi bakış açısının, kadınların dikkatini ataerkiyi ortadan kaldırmaktan uzaklaştırdığını iddia eder. Mary Daly’ye göre bu eşitlikçi anlayış, erkeklere göre inşa edilmiş bir sisteme kadınları adapte etmeye çalışarak ataerkinin sürdürülmesine destek olur. Transseksüelliği ise erkeklerden kadınlar yaratarak erkekleri kadınların dünyasına sızdırmaya çalışan cerrahi bir müdahale, transseksüelleri de ataerkil teknolojinin yarattığı Frankensteinlar olarak görür. Zaten ona göre hiçbir erkek ne kadın kromozomlarına ne de kadın deneyimine ve tarihine sahip olamaz.

Ataerkinin her alana nüfuz ettiğini savunan Mary Daly, yazılı dilini baskıya karşı önemli bir araç olarak görür. Ataerki tarafından kadınlardan alınan her şeyi geri alma amacıyla korsanlık yaptığını söylerken bunu kelimelere de uygular. Anlatmak istediklerini aktaracak kelimeler, var olan ataerkil dilde bulunmadığından kelimeleri bölerek, birleştirerek ya da çağrışımlarını değiştirerek kadın merkezci yeni bir dil yaratma işine girer. Gyn/Ecology’yi takip eden kitapları Pure Lust: Elemental Feminist Philosophy [Saf Şehvet: Temel Feminist Felsefe] ve Websters’ First New Intergalactic Wickedary of the English Language [Websters’dan İngiliz Dilinin İlk Yeni Galaksilerarası Kötülüğü] bu çabanın ürünüdür. Kelimelerin ardındaki ataerkil kabulleri ifşa ederken dili yıkar ve yeniden inşa eder: therapist (terapist) kelimesini “the rapist” (tecavüzcü) olarak böler, academy (akademi) ve dementia (bunama) kelimelerini “academentia” hâlinde birleştirir, hag (kocakarı) kelimesinin orijinal anlamı olan “cadı”yı hatırlatarak çağrışımını değiştirir. Esasen Mary Daly, kadın bakış açısının yaygın olduğu dünyanın sözlüğünü yazar.

Feminist teolojinin annelerinden Mary Daly, Ocak 2010’da hayata veda ederken arkasında sadece sistem eleştirileri ve hak talepleri değil bambaşka bir dünya ideali bıraktı. Düşünce dünyasının merkezine kadınları, doğayı ve yaşamı alırken bunlara zarar veren şeylere emek ve zaman ayırmaktansa değer verdiklerini güçlendirmek için elinden geleni yapmayı seçti. Mary Daly, aramızdan ayrılmadan önce, kurduğu idealin peşinden gitmek isteyen tüm kadınlar için bir yol haritası da bıraktı: “Kadınlara bilmeleri gereken her şeyi çoktan anlattım −kitaplarımda.”

Turkish