Skip to main content

Gisèle Pelicot Dünyayı Değiştirdi[1]

Megan Clement
Çev.: Nehir Yirci
Sedef Güzey
Zeynep Kurt

Geçenlerde, kendisi de gazeteci olan bir kadın arkadaşımı, Dominique Pelicot’nun ve karısı Gisèle Pelicot’ya uyuşturucu verdikten sonra ona tecavüz etmeleri için davet ettiği elli erkeğin davasını takip ettiği Avignon şehrinden dönerken gördüm. Gazeteci arkadaşımın bana söylediğine göre onu en çok etkileyen şey; mahkeme avlusunda karşılaştığı erkeklerin gazeteci mi, yargıç mı, idari personel mi, her gün Gisèle Pelicot’yu desteklemeye gelen kalabalığın parçası mı, yoksa onlar [sanıklar] mı olduğunu asla bilememekti.

Yanındaki adam, tutuklu yargılanan on sekiz sanığı denetlemek için gelen bir cezaevi görevlisi[2] miydi yoksa Kasım 2019’da Gisèle Pelicot’ya evinde tecavüz ettiğini kabul eden hapishane gardiyanı mıydı? Davayı takip eden başka bir gazeteci miydi yoksa uyku hâlindeki kadının rızası olduğunu iddia eden Dominique Pelicot’ya inandığını söyleyen, kadına tecavüz ettiği video kayıtlarında görülen o yerel muhabir[3] miydi? Dünyanın dört bir yanından gelen yüzlerce televizyon kamerası nedeniyle mahkeme sistemlerinin aşırı yüklenmesini önlemek için orada bulunan bilgisayar teknisyeni miydi yoksa evlerine gelmek için yirmi dakikalık bir araba yolculuğuna çıkmadan önce Dominique’ten, Gisèle tamamen bayılana kadar beklemesini isteyen bilgisayar uzmanı[4] mıydı?

Son haftalarda, arkadaşımın bana söylediklerini sık sık düşündüm. Bu ülkenin şimdiye kadar gördüğü en iğrenç toplu tecavüz eylemlerini açığa çıkaran, eşi benzeri görülmemiş bu devasa davadaki önemsiz görünen bu ayrıntının beni neden bu kadar rahatsız ettiğini kendime sordum. Sonra anladım: Arkadaşımın Avignon’daki o salonda, etrafındaki erkeklerden hangilerinin bilinci kapalı bir kadına tecavüz ettiğini bilememekten dolayı hissettiği rahatsızlık, istisnai bir durum değildi. Aslında bu rahatsızlık duygusu, içinde yaşadığımız dünyanın mükemmel bir temsili.

Başka bir deyişle: Biz [bütün kadınlar], her zaman o mahkeme salonundayız.

Etrafımızdaki insanların geçmişte cinsel şiddet uygulayıp uygulamadığını; fırsatını bulduklarında, yargılanan yaklaşık seksen erkeğin Gisèle Pelicot’ya yaptıklarını yapıp yapamayacaklarını ya da zaten yapmış olup olmadıklarını asla bilemeyiz. Bu durum, yaşamaya de- vam etmek için kabullenmemiz gereken bir gerçek.

Fransa’da her gün 400’den fazla tecavüz ya da tecavüz girişimi[5] gerçekleşiyor. Cinsel şiddet şikâyetlerinin büyük çoğunluğu herhangi bir işlem yapılmadan reddediliyor. Mağdurlar, yaşadıklarını anlattıklarında haklarında sıklıkla iftira davaları açılıyor. Fransa, tecavüzün kader olduğu ve tecavüzcülerin kasıtlı olarak görünmez kılındığı bir ülke.

Aslına bakarsanız, Mazan’daki toplu tecavüz davasını istisnai kılan asıl şey, bu davanın görülmüş olmasıdır. Fransa’da tecavüz şikâyetlerinin yüzde 94’ü[6] daha dava açılmadan savcılar tarafından düşürülüyor, ki bu oran rapor edilen cinsel saldırı vakalarının yalnızca yüzde 6’sını[7] teşkil ediyor. Dominique Pelicot ve diğer sanıklar suçlu bulunursa yargılanan tecavüzcüler arasında küçük bir azınlık olacaklar. Cinsel şiddet vakalarının bildirilme oranının düşük olması tecavüzcülerin gerçek sayısını tahmin etmeyi güçleştiriyor. Ancak polisin kayıt altına aldığı tecavüz vakalarının sadece yüzde 15’inin mahkumiyetle sonuçlandığı[8] biliniyor. Mazan davasındaki sanıklar cezasızlığa güvenerek hareket ettiler çünkü onlara bunu yapma hakları olduğunun söylendiği bir dünyada yaşıyorlar.

Mağdurların aleyhine olacak şekilde tecavüzcüleri bu kadar açıktan destekleyen bu statükoyu değiştirmek için ne gerekiyor? Belki de yanıt, Gisèle Pelicot’un kendisidir. Aylar süren bu dava boyunca yetmiş iki yaşındaki bu kadın, tüm dünyanın daha önce hiç görmediği en et- kili feminist sözcülerden biri hâline geldi.

Utanç Taraf Değiştirmeli

Mazan’daki toplu tecavüz davasını izlemek istemiyorduk. Olaylar ilk ortaya çıktığında tahmin edilen fail sayısı, Dominique Pelicot’nun kullandığı sistematik yöntemler, olayın sapkınlığı ve boyutu; tüm bunlar ciddiye alınmayacak kadar grotesk görünüyordu.
Paradoksal olarak bu suçların bayağılığı ve sıradanlığı da bunlara katlanmayı zorlaştırıyordu. Biz [kadınlar] en çok, tanıdığımız biri tarafından cinsel şiddete maruz kalma riski altındayız. Kocası kendisine yönelik toplu tecavüzü organize etmekle suçlanan Gisèle Pelicot’nun yaşadığı durum buydu. Bir kadın için en tehlikeli yer kendi evidir[9] ve Gisèle Pelicot için de durum böyleydi. Tek bir tecavüzcü profili yoktur; sanıklar, içinde yaşadığımız toplumun bir kesimini (genç, yaşlı, çalışan, işsiz, bekâr, evli gibi; itfaiyeciler, eczacılar, esnaflar, kamyon şoförleri, şirket yöneticileri, tamirciler, teslimatçılar gibi) temsil etmektedir. Otuz yedi baba[10] Gisèle Pelicot’ya tecavüzden yargılanıyor. Bu davada canavar yok; sadece komşularımız, ailelerimiz ve yakın çevremiz var. Bu gerçekleri düşünmediğimizde günümüzü geçirmek daha kolay olur ancak bunların doğru olduğunu biliyoruz.

Aramızdan birçok kişi haberleri izlemekten kaçındı çünkü Gisèle Pelicot’nun başına gelenleri duymak istemiyorduk. Fakat Gisèle Pelicot ona bakmamızı istiyordu. Davanın kapalı yürütülmesini talep edebilirdi ama yapmadı. Kocasıyla arasına mesafe koymak için soyadını değiştirebilirdi, yapmadı. Tecavüz videolarının mahkemede yayımlanmasını engelleyebilirdi, yapmadı. Çünkü yanlış hiçbir şey yapmamıştı ve herkesin bunu bilmesini istiyordu. Sürekli tekrarladığı sözleri ise şunlardı: “Utanç taraf değiştirmeli.”

Gazeteci Virginie Cresci’nin yazdığı gibi:[11] “Tecavüz bir doğal felaket değildir; tecavüz bir suçtur; kasıtlı, bilinçli bir eylemdir; şiddetin en zalim şekilde uygulanmasıdır. Kapalı kapılar ardında gerçekleşmesi tecavüzü görünmez kılar, boyutu ve yarattığı tahribat konusunda toplumda oluşabilecek kolektif bilinci sınırlar.”

Gisèle Pelicot davanın kamuya açık yürütülmesini talep ederek cinsel şiddet mağdurlarını koruması gereken hukuki süreçlerin, tecavüzün tehlikeli sıradanlığını gizleyerek aslında mağdurlara zarar verebileceğini gösterdi.

Utanması gerekenlerin mağdurlar değil tecavüzcüler olduğunu söylemek başka bir şeydir, şiddet videolarının dünya medyasında yayımlanmasına izin vererek bu sırada da mahkeme salonunda kalarak bunu göstermek ise bambaşka bir şey. Gisèle Pelicot yalnızca utancın taraf değiştirmesi gerektiğini söylemekle kalmadı, bu durumu tersine çevirdi ve başkalarına da kendisinin yaptığını yapmaları için yol gösterdi. Mahkemede “Tecavüz mağduru bütün kadınların kendilerine ‘Madam Pelicot bunu yaptı, biz de yapabiliriz.’ demelerini istedim.” diye duyurmuştu.

#MeToo’nun[12] Ötesinde

Bu dava sayesinde, bir zamanlar yalnızca feministler arasındaki tartışmalarla sınırlı kalan “tecavüz kültürü” gibi kavramlar artık kamusal söyleme[13] giriyor. Gisèle Pelicot’nun, feministlerin onlarca yıldır hayalini kurduğu şekilde zihniyetleri değiştirdiğinin kanıtları da görülmeye başlanıyor. Ifop araştırma kuruluşunun verilerine göre Fransızların dörtte üçü[14] bu davanın Fransa’da tecavüzün ne kadar normalleştiğini ve yaygınlaştığını gösterdiğini düşünüyor. Feminizmin en büyük zorluklarından biri erkekleri, davranışları ve ataerkinin kendilerine sunduğu ayrıcalıklar üzerine düşünmeye teşvik etmektir. Ifop’a göre araştırmaya katılan erkeklerin yarısından fazlası, Pelicot davası saye- sinde cinsel şiddet vakalarında tüm erkeklerin sorumluluk ve suçluluk payının olduğunu düşünüyor. Fransa’da #MeToo’ya verilen tepkilerin son derece karışık olduğu göz önüne alındığında zihniyetlerdeki bu değişim daha da dikkat çekicidir. 2018 yılında yaklaşık yüz Fransız kadın, 21. yüzyılın cinsel şiddete karşı yapılmış en büyük hareketinde gördükleri aşırılıkları kınayan bir bildirgeye[15] imza attılar. Gazeteci Rokhaya Diallo,[16] “Catherine Deneuve gibi çeşitli sanatçı ve entelektüellerden gelen imzalar Fransa’yı tuhaf, kültürel zamparalığı kadınların güvenliğinin üstünde gören bir konuma getirdi.” diye yazmıştı.

#MeToo’dan önce, son yılların medyada en çok konuşulan cinsel şiddet vakası; temizlik görevlisi Nafissatou Diallo’nun[17] Dominique Strauss-Kahn’ı 2011 yılında New York’ta Sofitel Oteli’nde kendisine tecavüz etmekle suçladığı davaydı. Olayın anlattığı şekilde gerçekleştiğini gösteren birçok maddi delil bulunmasına rağmen New York’taki dava mağdurun “inandırıcılığının” olmadığı bahanesiyle düşmüştü. İngilizceyi az bilen Gineli genç sığınmacı, bekâr bir anne ve işçi sınıfından gelen bir kadın olarak dünyanın en güçlü adamlarından birinin karşısında yer alıyordu. İnandırıcılık her zaman görecelidir. Fransa’da, Dominique Strauss-Kahn tarafından cinsel istismara uğradıklarına dair ifade veren kadınlara rağmen Nafissatou Diallo, “halüsinasyon görmekle” ve geleceğin cumhurbaşkanını yok etmeye çalışmakla suçlandı.

#MeToo’dan sonra birçok kadın kendi deneyimlerini paylaştı. Ama cinsel şiddeti ve ensesti ifşa ettiklerinde bazı insanların -genellikle feministlerin- kendilerini destekleyeceğini ancak diğer pek çok kişinin onları yalan söylemekle, kıskanç ya da art niyetli olmakla suçlayacaklarını biliyorlardı. Bazıları hakkında iftira davaları dahi açıldı: Sandrine Rousseau,[18] Vanessa Springora,[19] Adèle Haenel,[20] Judith Godrèche[21]… İsimleri saymakla bitmeyecek kadar çoktur.

Kendinden önceki kadınlar şüphe ve güvensizlikle karşılanırken Gisèle Pelicot’nun neden bu kadar kamuoyu desteği aldığını sorgulamak Pelicot’nun cesaretinden ve haysiyetinden hiçbir şey eksiltmeyecektir. Bunun bir nedeni, failler aleyhinde olağandışı miktarda kanıt bulunmasıdır: Dominique Pelicot’nun çektiği ve bilgisayarında sakladığı saatler süren video kayıtları, kendisi bir süpermarkette kadınların etek altını kaydettiği için tutuklandığında polis tarafından bulunmuştur. (Bu durum, cinsel tacizin genellikle münferit bir olay olmadığını ve Le Monde’daki bildiriyi imzalayanların görüşlerinin aksine, genellik- le tecavüz gibi çok daha ciddi şiddet eylemleriyle bağlantılı olduğunu hatırlatıyor.) Fakat bu, her şeyi açıklamaya yetmiyor.

Kendimize, neden Gisèle Pelicot’yu dinlemeye, yıllar boyunca aynı mesajı vermiş mağdurları dinlemekten daha istekli olduğumuzu sormalıyız. Daha yaşlı olduğu için mi; beyaz olduğu, tatlı dille konuştuğu için mi; büyük şehirlerin birinde yaşamadığı için mi? Bu davadaki sanıklar nüfuzlu erkekler olmadığı ve dolayısıyla Gisèle Pelicot olağan şüpheli görülmediği için mi? Tecavüzler sırasında bilinci kapalı olduğu ve kendini savunmamakla suçlanamayacağı için mi? Bütün bunlara rağmen yine de savunma avukatları tarafından “teşhircilik” ve kocasıyla birlikte diğer elli sanığa komplo kurma iddialarıyla[22] sorgulandı. Bazı insanlar, gerçek ne olursa olsun, mağduru suçlamaya devam edecektir.

Gisèle Pelicot, Fransa’da cinsel şiddet konusunda önemli bir kamusal tartışmayı ilerletme fırsatına sahip olduğunu biliyordu. Davasını feminist aktivistlere teşekkür etmek[23] ve onların onlarca yıldır söylediklerini daha geniş, duyarlı kitlelere ulaştırmak için kullandı. Bunun devamlılığı için mağdurların “kusurlu” olduğu ya da faillerin medyada daha baskın figürler olduğu durumlarda bile utancın taraf değiştirmesini sağlamaya devam etmeliyiz.

Cesaret ve Rıza

Bunun gibi medyada geniş yer bulmuş bir dava, terazinin cezasızlıktan adalete gelebilmesi için yasal değişikliklere yol açacağı umudunu veriyor.

İspanya’daki deneyim sayesinde, medyada geniş yer bulmuş bir tecavüz davasının bir ülkenin cinsel şiddeti ele alış biçimini yeniden gözden geçirmesine yol açabileceğini biliyoruz. “La Manada” (kurt sürüsü) toplu tecavüz davasında, Pamplona şehrinde on sekiz yaşındaki bir kadına tecavüz ederken kendilerini filme alan beş erkek “cinsel istismar” suçundan hüküm giydi. Aslında, daha ağır olan cinsel saldırı suçu, faillerin “şiddet” ya da “gözdağı” eylemlerini gerektiriyordu. Mağdurun pasif olarak algılanması mahkemenin şiddet ya da gözdağı olmadığı sonucuna varmasına yol açtı. Binlerce protestocu adalet talebiyle sokaklara döküldü ve 2019 yılında suçlamalar, tecavüz olarak yeniden nitelendirildi. 2022 yılında ise İspanya, açık rıza gerektiren “Sadece evet, evet demektir.” yasasını kabul etti. Fransa, tecavüz tanımına rızayı da dahil eden, kadına yönelik şiddetin önlenmesi ve bununla mücadele edilmesine ilişkin İstanbul Sözleşmesi’nin[24] imzacılarındandır. Buna rağmen Fransa’daki yasa,[25] bir saldırının tecavüz olarak nitelendirilebilmesi için “şiddet, zorlama, tehdit veya şaşırtma[26]” olmasını şart koşmaktadır. Hatta geçen yıl Fransa, rıza kavramını içerecek şekilde Avrupa çapında geçerli bir tecavüz tanımı oluşturma çabalarını engellemek için Polonya, Macaristan ve Çek Cumhuriyeti ile ittifak bile kurdu.

Şimdi ise her on Fransız’dan dokuzunun[27] rızaya dayalı bir tecavüz yasasının yürürlüğe girmesini desteklemesi, Gisèle Pelicot’nun mahkemedeki savunmasının gücünü kanıtlıyor. Michel Barnier’nin -kısa süreli- hükümetini düşüren güvensizlik önergesinden önce hem kendisi hem de Adalet Bakanı Didier Migaud[28] bu önlemi desteklediklerini açıklamışlardı. Fransa’nın mevcut siyasi iklimi bu kadar karışıkken yasayı değiştirmenin mümkün olup olmayacağını göreceğiz.

Tecavüz tanımlarımıza rızayı dahil etmenin, uygulamada mağdurlara daha fazla adalet getirip getirmeyeceği feministler ve hukukçular arasında yapıcı bir tartışma[29] konusudur. İspanya örneği, bu yasaların özenle hazırlanması gerektiğini göstermektedir. Zira “Sadece evet, evet demektir.” yasasının yürürlüğe girmesi bazı faillerin cezalarının temyizde indirilmesine[30] yol açmıştır. Açık olan şu ki mevcut adalet sistemi, bu ülkede tecavüz suç olmaktan çıkarıldığı ölçüde cinsel saldırı mağdurlarını korumakta başarısız olmaktadır ve bu durumun değişmesi gerekmektedir.

Birçoğumuzun hayal edebileceğinin çok ötesinde bir acı çeken Gisèle Pelicot, bu acısını dünyayı değiştirmek için kullandı. Aşağılık bir medya şaklabanlığı olabilecek bir olayı güçlü ve yıkıcı bir feminist mesaj taşıyarak haysiyet konusunda ustaca bir derse dönüştürdü. Çoğunlukla küçümsenen, toplumda flörte ve aşka adanmışlık olarak sunulan, normalleştirilmiş cinsel istismar kültürünü gün ışığına çıkardı.

Avignon’daki mahkemede şunları söyledi: “Pek çok kadın ve erkeğin bana ‘Çok cesursun.’ dediğini duyuyorum. Bu, cesaret değil; bu, toplumu ileriye götürme iradesi ve kararlılığıdır.” Her şeye rağmen bunu başardı.

 

 

[1] Metnin Fransızca orijinali için bkz. Megan Clement, “Gisèle Pelicot a changé le monde, 2 Şubat 2025 tarihinde erişilmiştir. <https://lesglorieuses.fr/ merci-gisele-pelicot/?cn-reloaded=1> Yazarın izniyle çevrilmiştir. Metindeki vurgular yazara aittir. Çevirideki desteklerinden dolayı Esra Aşan’a teşekkür ederiz. (ç.n.)

[2] Angelique Chrisafis, “Who are the men convicted over rape and assault of Gisèle Pelicot?”, 19 Aralık 2024, 2 Şubat 2025 tarihinde erişilmiştir. <https:// www.theguardian.com/world/2024/dec/19/who-are-the-men-convicted-
over-rape-and-assault-of-gisele-pelicot->

[3] “Procès des viols de Mazan: 14 ans requis contre Nicolas F., journaliste”, 26 Kasım 2024, 3 Şubat 2025 tarihinde erişilmiştir. <https://www.laprovence. com/article/faits-divers-justice/1216437965303114/proces-des-viols-de-  mazan-14-ans-requis-contre-nicolas-f-journaliste>

[4] “Procès de viols de Mazan: 14 ans requis contre Karim S., informaticien”, 26 Kasım 2024, 2 Şubat 2025 tarihinde erişilmiştir. <https://www.laprovence. com/article/region/6760699818414614/proces-des-viols-de-mazan-14-ans- requis-contre-karim-s-informaticien>

[5] Ministre de L’Interieur, “Rapport d’enquête Vécu et ressenti en matière de sécurité (VRS) – 2022”, 2 Şubat 2025 tarihinde erişilmiştir. <https://mobile. interieur.gouv.fr/Media/SSMSI/Rapport-d-enquete-Vecu-et-ressenti-en- matiere-de-securite-VRS-20222>

[6] Solène Cordier, “Violences Sexuelles: 86% de classements sans suite”,
3 Nisan 2024, 2 Şubat 2025 tarihinde erişilmiştir. <https://www.lemonde. fr/societe/article/2024/04/03/violences-sexuelles-86-de-classements-sans- suite_6225743_3224.html>

[7] “Les chiffres de référence sur les violences faites aux femmes”, 2 Şubat 2025 tarihinde erişilmiştir. <https://arretonslesviolences.gouv.fr/je-suis- professionnel/chiffres-de-reference-violences-faites-aux-femmes>

[8] Magali Lafourcade, “Violences sexistes et sexuelles: «Le faible nombre de condamnations incite à trouver de nouvelles façons de travailler»”,
2 Ekim 2022, 2 Şubat 2025 tarihinde erişilmiştir. <https://www.lemonde. fr/idees/article/2022/10/05/violences-sexistes-et-sexuelles-le-faible-
nombre-de-condamnations-incite-a-trouver-de-nouvelles-facons-de- travailler_6144436_3232.html>

[9] Annie Kelly, “Home is the most dangerous place for women, says global femicide report”, 25 Kasım 2024, 2 Şubat 2025 tarihinde erişilmiştir. <https:// www.theguardian.com/global-development/2024/nov/25/home-is-the-most- dangerous-place-for-women-to-be-global-un-femicide-report>

[10] "Qui sont les accusés du procès Pelicot?”, 2 Şubat 2025 tarihinde erişilmiştir.
<https://www.lemonde.fr/societe/visuel/2024/09/28/qui-sont-les-accuses-du- proces-pelicot_6337406_3224.html>

[11] Virginie Cresci, Le Prix des Larmes, Grasset Yayınları, 2024.

[12] #MeToo, cinsel taciz ve cinsel saldırıya karşı 15 Ekim 2017’de sosyal medyada yayılmaya başlayan ifşa hareketidir. Birçok tanınmış kişi hakkında cinsel saldırı suçlamalarının ortaya çıkmasına vesile olmuştur. (ç.n.)

[13] Manon Duboc, “Le procès des viols de Mazan, c’est le procès de la culture du viol”, 19 Eylül 2024, 2 Şubat 2025 tarihinde erişilmiştir. <https://www. lemonde.fr/idees/article/2024/09/19/le-proces-des-viols-de-mazan-c-est-le- proces-de-la-culture-du-viol_6323671_3232.html>

[14] Ifop, “Balise d’opinion #280 le regard des Français sur le féminisme et sur le procès du Mazan” 3 Ekim 2024, 2 Şubat 2025 tarihinde erişilmiştir. <https:// www.ifop.com/publication/balise-dopinion-280-le-regard-des-francais-sur- le-feminisme-et-sur-le-proces-des-viols-de-mazan/>

[15] “Catherine Deneuve: «Nous défendons une liberté d’importuner, indispensable à la liberté sexuelle»”, 9 Ocak 2018, 2 Şubat 2025 tarihinde erişilmiştir. <https://www.lemonde.fr/idees/article/2018/01/09/nous-defendons- une-liberte-d-importuner-indispensable-a-la-liberte-sexuelle_5239134_3232. html>

[16] Rose Lamy, Moi Aussi, JC Lattès Yayınları, 2022.

[17] Shame on you, “Héritage”, 2 Şubat 2025 tarihinde erişilmiştir. <https:// www.slate.fr/audio/shame-on-you/>

[18] Katia Fache-Cadoret ve Pauline Weiss, “Affaire Baupin: le combat de sandrine Rousseau, devenue une des symboles de #MeToo en France”, 2 Şubat 2025 tarihinde erişilmiştir. <https://www.marieclaire.fr/affaire-denis- baupin-temoignage-sandrine-rousseau,1237380.asp>

[19] Vanessa Springora, Le Consentement, Grasset Yayınları, 2020.

[20] Laura Gozzi, “French actor Adèle Haenel confronts director in sexual assault trial”, 11 Aralık 2024, 2 Şubat 2025 tarihinde erişilmiştir.

[21] “Judith Godrèche aux Césars: «Je parle mais je ne vous entends pas. Où êtes-vous? Que dites-vous?»” 23 Şubat 2024, 2 Şubat 2025 tarihinde erişilmiştir.
<https://www.lemonde.fr/culture/article/2024/02/23/judith-godreche- aux-cesars-je-parle-mais-je-ne-vous-entends-pas-ou-etes-vous-que-dites- vous_6218232_3246.html>

[22] Adèle Bossard, “Procès des viols de Mazan: Gisèle Pelicot quitte la salle alors qu’une avocate interprète ses ‘réactions’ sur une vidéo”, 10 Aralık 2024,
2 Şubat 2025 tarihinde erişilmiştir. <https://www.francebleu.fr/infos/faits- divers-justice/proces-des-viols-de-mazan-gisele-pelicot-quitte-la-salle-alors- qu-une-avocate-interprete-ses-reactions-sur-une-video-2852890>

[23] Anne-Lyvia Tollinchi, “Procès des viols de Mazan: Gisèle Pelicot pose devant un collage féministe à Avignon”, 9 Ekim 2024, 2 Şubat 2025 tarihinde erişilmiştir. <https://www.francebleu.fr/infos/societe/proces-des-viols-de- mazan-gisele-pelicot-pose-devant-un-collage-feministe-a-avignon-2298357>

[24] Council of Europe, “Action against violence against women and domestic violence: İstanbul Convention”, 2 Şubat 2025 tarihinde erişilmiştir. <https:// www.coe.int/en/web/istanbul-convention/about-the-convention>

[25] Service Public, “Viol commis sur une personne majeure”, 10 Ağustos 2023, 2 Şubat 2025 tarihinde erişilmiştir. <https://www.service-public.fr/ particuliers/vosdroits/F1526>

[26] Metnin Fransızca orijinalinde yazar surprise kelimesini kullanmaktadır. Bu kelime habersizce, ani gerçekleşen anlamlarını da karşılar. (ç.n.)

[27] Juliette Jabkhiro, “Pelicot mass rape trial in France may spur changes to the law”, 24 Ekim 2024, 3 Şubat 2025 tarihinde erişilmiştir. <https://www. reuters.com/world/europe/pelicot-mass-rape-trial-france-may-spur-changes- law-2024-10-23/>

[28] “Définition pénale du viol: le garde des Sceaux Didier Migaud prêt à travailler pour inscrire la notion de consentement dans le droit français”, 27 Ekim 2024, 3 Şubat 2025 tarihinde erişilmiştir. <https://www.francetvinfo.fr/ societe/harcelement-sexuel/definition-penale-du-viol-le-garde-des-sceaux- didier-migaud-pret-a-travailler-pour-inscrire-la-notion-de-consentement- dans-le-droit-francais_6863291.html>

[29] Solène Cordier, “Introduire le consentement dans la définition du viol : piège ou avancée?”, 14 Ekim 2024, 3 Şubat 2025 tarihinde erişilmiştir. <https:// www.lemonde.fr/idees/article/2024/10/14/introduire-le-consentement-dans- la-definition-du-viol-piege-ou-avancee_6351483_3232.html>

[30] Jon Henley, “Spanish PM apologises for loophole in new sexual consent law”, 16 Nisan 2023, 3 Şubat 2025 tarihinde erişilmiştir. <https://www. theguardian.com/world/2023/apr/16/spanish-pm-apologises-loophole- sexual-consent-law>

Turkish