Skip to main content

Bir Amerikan Rüyası: Rita Moreno

Algın Gediz Karcı
Hispanikler arasında La Pionera yani öncü olarak bilinen Rita Moreno, 1931 yılında Porto Riko’da Rosa Dolores Alverío Marcano adıyla doğar. Annesi, erkek kardeşi ve kendisini geride bırakarak Amerika’ya gider. Daha sonrasında sadece küçük Rosita’yı, yani kendisini, almak için geri döner. Rita, hiç İngilizce bilmeden farklı bir ülkeye giden ve terzilik yaparak geçinmeye çalışan annesinin olağanüstü bir kadın olduğunu söyler.1
Dedesiyle Porto Riko’da dans ederken başlayan tutkusu New York’ta aldığı dans dersleriyle devam eder. 15 yaşında dans ederek para kazanabildiğini fark eder ve kendini tamamen dansa adamak üzere okulu bırakır. Annesinin diktiği kostümlerle, girmeye yaşının yetmediği gece kulüplerinde dans etmeye ve şarkı söylemeye başlar. 16 yaşına geldiğinde evin geçimini artık Rita sağlıyordur. Dönemin en ünlü film şirketi Metro Goldwyn Mayer’de (MGM) çalışan bir yetenek avcısı onu dans ederken izler ve çok beğenir. Latin kimliğini göstermekten çekinmeyen kimseyi daha önce büyük ekranda görmediğini söyleyen Rita’nın en büyük rol modeli Elizabeth Taylor’dır. MGM’nin o zamanki sahibi Louis B. Mayer ile tanışmaya giderken de aynı Elizabeth Taylor gibi giyinir ve Louis B. Mayer onun “İspanyol bir Elizabeth Taylor” olduğunu söyler.2 Hollywood macerası bu şekilde başlamış olur.
Yağmur Altında3 adlı oyunda oynadığı karakter Zelda Zanders’a kadar ona sadece “diğer” ve “cinsel obje” olarak görüldüğü rollerde oynama imkânı verilir. Rita, “Beyaz erkeklerin küçük, adalı kızları” diye tanımladığı rolleri oynamaya devam ederken bir yandan da şirket tarafından ayarlanmış randevulara gitmesi istenir. Genelde yeni ünlenmeye başlayan genç erkeklerle randevulaşmasının ona yararı olacağı için gitmesi gerektiği söylenir. Yine bu şekilde gittiği ayarlanmış kokteyllerde onunla dans etmek isteyen iş adamlarının onu hiç utanmadan taciz ettiğinden bahseder ve bu durumlardan birinde ona yardım edenlerin Meksikalı bahçıvanlar olduğunu ancak yıllar sonra anlatır. Rita katılacağı bir etkinlikten önce temsilcisi tarafından tecavüze uğrar. Bundan kimseye bahsedemez ve aynı temsilciyle çalışmaya devam etmek zorunda kalır. Yaşadıklarını anlatması için terapiye gitmesi konusunda onu yüreklendiren kişi Marlon Brando’dur. İleride Rita Moreno, Marlon Brando ile ilişkisinde yaşadıklarından ötürü yine terapiye gitmek zorunda kalacaktır.
Döneminin ve tüm zamanların en iyi oyuncularından biri sayılan Marlon Brando ile uzun süreli ancak çalkantılı bir ilişkisi olur. Hamile kaldığı haberini verdiğinde Marlon’un onunla evlenmek isteyeceğini düşünürken Marlon tanıdıkları aracılığıyla kürtaj için bir doktor ayarlar. Ancak operasyon başarılı geçmez ve günlerce kanaması devam eder, Rita öleceğini düşünür. Marlon Brando’yla stabil olmayan ilişkileri sona erdiğinde ise intihara kalkışır ve son anda kurtulur. İntihar girişiminden yedi yıl sonra bir filmde birlikte oynadıklarında iki aşık arasında bir kavga sahnesi çekmeleri gerekecektir. Yönetmen sahneyi çok gerçekçi bulur ve çekimi bir kez bile durdurmaz. Rita, Marlon’un elde edilemez oluşunun ona etkileyici geldiğini ve aşk sandığı şeyin aslında takıntı olduğunu çok geç fark ettiğini söyler.
Marlon Brando’nun Sivil Haklar Hareketi4 konusundaki hassasiyeti ve Martin Luther King’in Washington’daki canlı dinlediği ünlü konuşması, Rita Moreno’nun aktivist kimliğinin başlangıcı olur. Rita, New York’ta yürüyüşlere katılır ve katıldığı yürüyüşlerde mikrofon ona uzatıldıdğında konuşmaktan asla çekinmez. Hem sektörde hem de özel hayatında yaşadıklarını anlatır ve özellikle kürtaj konusunda kadınların en büyük destekçilerinden biri hâline gelir. İleride kızı “Annem söz konusu kadınlar olduğunda asla alanda olmaktan kaçmadı” diyecektir. Aynı zamanda Amerika’daki göçmen çocukların kendilerinden utanmaması gerektiğini vurgular ve hayatında ilk defa bu konuşmaları yaparken bir işe yaradığını hissettiğini söyler.5


1961 yılında hayatında dönüm noktası olan Batı Yakasının Hikayesi6 adlı filmde Anita rolünü oynar. Karşıt çetenin erkeklerinin Anita’yı kıstırdığı meşhur sahnede ağlayarak seti terk eder ve terapiye geri dönme kararı alır. Ancak yine de film çekimlerini tamamlar. Porto Rikolu göçmenler ve New Yorklu beyazların arasındaki çete kavgalarında birbirlerine âşık olan iki gencin anlatıldığı müzikal film büyük başarı elde eder. Toplamda on Oscar ödülü kazanan filmle Rita Moreno, En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu ödülünü alır ve Oscar kazanan ilk Latin kadın olur. Kariyerine başlarken bulamadığı rol modeli Anita’da bulmuştur. Kendine güvenen ve düşündüklerini söylemekten asla çekinmeyen Anita, genç kuşak Latin kadınların da rol modeli olacaktır.
Batı Yakasının Hikayesi ile elde ettiği başarıya rağmen uygun görüldüğü roller etnik rollerden öteye gitmez. Bunun üstüne sinema sektöründe çalışmaya ara verir. Yaklaşık on yıl tiyatro ve televizyon rollerinde oynar. The Electric Company adlı çocuklara yönelik televizyon programında söylediği şarkılarla Grammy, The Muppet Show adlı programa konuk olarak Emmy ve başrolünü oynadığı The Ritz7 adlı Broadway oyunu ile Tony ödülünün sahibi olur. 41 yaşına kadar kazandığı ödüllerle dört büyük Amerikan sanat ödülünün tamamına (EGOT)8 sahip olan ilk Latin kadın olur. Kendisinin ünlü biri olduğunu dahi sonradan fark eden kardiyolog Leonard Gordon ile evlenir ve bir kızı olur. Mükemmel bir evlilik görüntüsünün ardında aslında kontrolcü bir eşinin olduğunu, eşi öldükten ve yoğun bir terapi sürecinden sonra anlatabilecektir.
Kendi istediği rolleri kendi istediği şekilde oynamak konusundaki ısrarı hayatı boyunca devam eder ve istediğini de başarır. Birçok farklı tarzda birçok yapımda oynar. 64 yaşında Hollywood Şöhret Yolu’nda kendi yıldızını elde eder. Orijinalinden tam 60 sene sonra tekrardan çekilen ve vizyona giren Batı Yakasının Hikayesi9 adlı filmde bu sefer sadece oyuncu değil aynı zamanda yapımcıdır ve oyuncu kadrosu ilk kez tamamen Latinlerden oluşur. Bu kez Anita rolüyle Oscar’ı evine götüren, Rita Moreno’yu izleyerek büyüdüğünü söyleyen Afro Latin oyuncu Ariana DeBose olur.10 Kariyerine tam gaz ve belki de hiç olmadığı kadar aktif devam eden Rita, “Kimse bana kendi kararlarımı nasıl alacağımı söylemeyecek. Uzun yıllar, herkes bana neyi nasıl söyleyeceğimi ve nasıl biri olacağımı söyledi.” diyerek kendi yolumuzu kendimizin çizebileceğini hayatıyla göstererek önemli bir kadın figüre dönüşür.

Turkish