Skip to main content

25 Kasım’da Neler Yaptık: Kadınlar Barış İstiyor

Başak Lambaoğlu

Sueda Köksal

Ben nehirlerin çağlayıp duran suyuyum Halay tutan sema dönen

Haykırırım dağlara taşlara Yaşamım varoluşum, hiç ağlama[1]

Bu yıl 25 Kasım’a İsrail-Filistin Savaşı’nın etkisinde girdikYıllardır süregelen İsrail’in işgali giderek şiddetlenerek 7 Ekim’de sıcak savaşa evrildi, İsrail ile Filistin arasındaki çatışma büyüdü. Bu savaş o günden bu yana binlerce insanın hayatını kaybetmesine sebep oldu. Savaş, halkların üzerinde baskısını hissettirirken savaşın yol açtığı şiddet, kadınları çok daha farklı biçimlerde etkiledi. Çatışma dönemlerinde cinsiyet temelli şiddetin arttığını biliyoruz. Bu nedenle kadınların savaştan nasıl etkilendiği konusu kadına yönelik şiddetle yakın- dan ilişkili. Biz de Boğaziçi Üniversitesi Kadın Araştırmaları Kulübü (BÜKAK) olarak 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Haftası etkinlikleri kapsamında kampüste kadınlara yönelik çeşitli şiddet biçimlerini ele aldığımız ve kadın mücadelesini görünür kılmaya çalıştığımız pek çok etkinlik gerçekleştirdik.

Haftaya 21 Kasım Salı günü Demir Demirgil Salonu’nda gazeteci Hediye Levent ile gerçekleştirdiğimiz Barışın Sesini Yükseltmek: İsrail-Filistin Savaşı ve Kadınlar adlı söyleşiyle başladık. Hediye Levent söyleşide savaşın tarihsel arka planını sunup güncel durumda bölgede neler yaşandığından bahsetti. Ayrıca İsrailli ve Filistinli kadınların savaştan nasıl etkilendiğini ve savaşın karşısında barışın sesini nasıl yükseltebileceğimizi konuştuğumuz bir söyleşi gerçekleştirdik.

22 Kasım Çarşamba günü Boğaziçi Üniversitesi Folklor Kulübü’nden (BÜFK) kadınlarla birlikte organize ettiğimiz Atölye ve Dinleti: Kadınlar Barış İçin Söylüyor adlı etkinliğimizi Güney Kampüs steplerde gerçekleştirdik. Dinleti repertuarı direniş, yaşam, savaş karşıtlığı gibi tema- larda çok dilli şarkılardan oluşuyordu. BÜFK’lü kadınların hazırladığı repertuvar ve koreografi çalışması üzerinden savaşa karşı sesimizi yükselterek hep beraber şarkıları seslendirdik ve dans ettik.

Kampüste kadına yönelik şiddete dair farkındalık yaratmaya çalıştığımız etkinliklerimiz Kadına Yönelik Şiddet: Cinsel ve Cinsiyetçi Şiddet adlı sunumla devam etti. 23 Kasım Perşembe günü Demir Demirgil Salonu’nda gerçekleşen sunumda BÜKAK’tan Ada Çavuşoğlu ve Selenay Boz ilişkilerde karşılaşabileceğimiz şiddet biçimlerinden ve bu bağlamda flört şiddeti kavramlarından bahsettiler. Şiddetin hukukî tanımlarından bahsederken bir yandan da şiddetin hem kişisel hem de toplumsal etkilerini anlattılar. Farklı şiddet türlerine ve derecelerine değindiler. İlişkilerdeki şiddet döngüsünün ve şiddetin mekanizmasının işleyişini açıkladılar. Etkinlikte şiddetle karşılaştığımız durumlar- da neler yapabileceğimiz üzerine de tartıştık.

Haftanın son etkinliği 24 Kasım Cuma günü Boğaziçi Üniversitesi Oyuncuları (BÜO) ile kampüse taşıdığımız ve Demir Demirgil Salonu’nda oynanan Zabel adlı tiyatro oyunu oldu. Boğaziçi Üniversitesi Gösteri Sanatları Topluluğu’ndan (BGST) kadınların rol aldığı ve Ermeni yazar-aktivist Zabel Yesayan’ın hayat hikâyesini anlatan bu oyunun ardından oyuncularla gerçekleştirdiğimiz fuayede izleyicilerin sorularını tartıştık.

Savaşla birlikte kadınlara yönelik artan şiddet ve tahakküm karşısında dayanışmamızla güçlü olduğumuza inanıyoruz. Bu sebeple 25 Kasım’da kadın mücadelesini kampüste görünür kılmaya çalıştığımız ve barışın sesini yükselttiğimiz etkinlikler gerçekleştirdik. Birlikteliğimizin gücünü bir kez daha hatırladık. Dayanışma dolu nice 25 Kasım’lara!

 

[1]Jîn Ȗ Hebûn, Söz-Müzik: Geleneksel. 

 

 

 

Turkish